ccTLD mi gTLD mi? Uluslararası Hedefleme İçin Alan Adı Seçimi

Kısa cevap
ccTLD mi gTLD mi: uluslararası hedeflemede hangisini seçmelisiniz?
ccTLD, .de veya .fr gibi tek bir ülkeye bağlı alan adı uzantısıdır ve Google için o ülkeyi hedeflediğinize dair güçlü bir sinyaldir. gTLD ise .com gibi konumdan bağımsız uzantıdır. Tek ülkeye derin yatırım yapıyorsanız ccTLD, çok sayıda pazara tek marka gücüyle açılıyorsanız gTLD ve alt klasör yapısı çoğu zaman daha mantıklıdır.
ccTLD mi gTLD mi sorusu, yurt dışına açılan her işletmenin bir noktada masaya koyduğu bir karardır. Alan adı uzantısı, Google'a sitenizin hangi ülkeye konuştuğunu anlatan en güçlü sinyallerden biridir; yanlış seçim ise yıllarca taşıdığınız bir yük olur. Bu rehberde Talha Aslan ve ekibi olarak bu kararı Google'ın resmi belgelerine dayanarak, adım adım ve karar tablolarıyla anlatıyoruz.
Kısacası doğru cevap, sizin pazar sayınıza, bütçenize ve ekibinizin her ülke için ayrı bir site yönetip yönetemeyeceğine bağlıdır. Bu yazının geri kalanında her senaryoyu ayrı ayrı açıyoruz.
Ayrıca şunu baştan söyleyelim: hiçbir uzantı tek başına sıralama getirmez. Uzantı, hedef ülkeyi belirten bir işarettir; içerik, teknik altyapı ve bağlantılar olmadan bu işaret boşta kalır. Bu yüzden ccTLD mi gTLD mi kararını, sitenin bütün uluslararası mimarisiyle birlikte düşünmenizi öneriyoruz.
ccTLD ve gTLD tam olarak nedir?
ccTLD (country code top level domain), "ülke kodlu üst düzey alan adı" anlamına gelir. Örneğin .de Almanya'yı, .fr Fransa'yı, .com.tr ise Türkiye'yi temsil eder. Bu uzantılar ISO ülke kodlarına dayanır ve her birinin kendi kayıt otoritesi vardır.
gTLD (generic top level domain) ise "genel üst düzey alan adı" demektir. .com, .org ve .net bu grubun en bilinen örnekleridir. Google'ın uluslararası siteler belgesine göre gTLD'ler belirli bir konumla ilişkili değildir.
Peki pratikte fark nerede ortaya çıkar? Bir ziyaretçi example.de adresini gördüğünde sitenin Almanya için hazırlandığını hemen anlar. Buna karşılık example.com adresi tek başına hedef ülke hakkında bir şey söylemez. Dolayısıyla gTLD kullanan bir site, hedef ülkesini başka yollarla anlatmak zorundadır.
Öte yandan bazı ülkeler kendi uzantısını yalnız o ülkede adresi, şirketi veya ticari varlığı olan kişilere açar. Bu kayıt koşulları ülkeden ülkeye değişir ve zamanla güncellenebilir. Bu nedenle bir ccTLD satın almadan önce güncel kayıt şartlarını ilgili ülkenin kayıt otoritesinden kontrol edin.
Google ülke kodlu alan adını nasıl yorumluyor?
Google, çok bölgeli ve çok dilli siteleri yönetme belgesinde ülke kodlu alan adlarının belirli bir ülkeye bağlı olduğunu ve bunun ülke hedeflemesi için güçlü bir sinyal olduğunu açıkça yazar. Yani example.de, Google'a "bu site Almanya'daki kullanıcılar içindir" mesajını en net biçimde verir.
Aynı belge, ccTLD yapısının avantajlarını da sıralar: net coğrafi hedefleme, sunucu konumundan bağımsızlık ve siteleri birbirinden kolayca ayırabilme. Dezavantaj tarafında ise maliyet, sınırlı bulunabilirlik, daha fazla altyapı ihtiyacı, bazı ülkelerdeki katı kayıt kuralları ve yalnız tek ülkeyi hedefleyebilme yer alır.
Burada dikkat etmeniz gereken nokta şudur: ccTLD sinyali güçlüdür ama tek yönlüdür. Yani example.de ile Avusturya veya İsviçre'deki Almanca konuşan kullanıcıları hedeflemek istediğinizde uzantı size yardım etmez, hatta ters yöne çeker. Bu yüzden ccTLD mi gTLD mi sorusunu yanıtlarken önce "hangi dil" değil, "hangi ülke" sorusunu netleştirin.
Ayrıca Google, dil tespiti için uzantıya bakmaz. Aynı belgeye göre Google, sayfanın dilini görünür içerikten belirler; lang özniteliği veya URL gibi kod düzeyindeki dil bilgisini bu amaçla kullanmaz. Kısacası uzantı ülkeyi, içerik ise dili anlatır.
Genel ülke kodları (.io, .co, .me) neden gTLD gibi davranır?
Bazı ülke kodları dünya genelinde marka amaçlı kullanılır. Örneğin .io teknoloji girişimlerinde, .co ise .com'a alternatif olarak yaygındır. Google bu durumu belgesinde açıkça ele alır: kullanıcılar ve site sahipleri bu uzantıları çoğu zaman ülkeye özgü değil, genel kabul ettiği için Google bunları gTLD gibi değerlendirir.
Google'ın listesinde şu uzantılar yer alır: .ad, .ai, .as, .bz, .cc, .cd, .co, .dj, .fm, .io, .la, .me, .ms, .nu, .sc, .sr, .su, .tv, .tk ve .ws. Belge, bu listenin değişebileceğini de not eder. Bu nedenle karar vermeden önce güncel listeyi resmi belgeden kontrol edin.
Bunun pratik sonucu önemlidir. Örnek senaryo: bir yazılım şirketi example.io adresini kullanıyor ve yalnız İngiltere'yi hedeflemek istiyor. Uzantı İngiltere'yi işaret etmediği gibi başka bir ülkeyi de işaret etmez. Dolayısıyla bu şirket, hedef ülkesini içerik, hreflang ve yerel sinyallerle anlatmalıdır.
Öte yandan bu genellik bir avantaj da sağlar. Çok ülkeli bir yapı kuruyorsanız .io veya .co altında alt klasörlerle ilerlemek, .com ile ilerlemekten SEO açısından farklı değildir. Yani marka tercihiniz bu uzantılardan biriyse hedefleme açısından bir kayıp yaşamazsınız.
.eu ve .asia gibi bölgesel uzantılar bir ülkeyi hedefler mi?
Hayır. Google'ın belgesine göre .eu ve .asia gibi bölgesel uzantılar genellikle .com veya .org gibi genel üst düzey alan adı muamelesi görür. Yani example.eu adresi, Google'a Almanya, Fransa veya İspanya hakkında özel bir sinyal vermez.
Bu nokta, Avrupa pazarına açılmak isteyen Türk işletmelerinin sık düştüğü bir yanılgıdır. ".eu alırsam Avrupa'nın tamamını hedeflemiş olurum" düşüncesi kulağa mantıklı gelir. Ancak Google açısından .eu, ülke hedeflemesi bakımından .com'dan farklı davranmaz.
Peki .eu hiç işe yaramaz mı? Marka algısı açısından işe yarayabilir. Örneğin Avrupalı bir alıcı, .eu uzantısını gördüğünde şirketin Avrupa'da faaliyet gösterdiğini düşünebilir. Bu algı dönüşümü etkileyebilir ama sıralama sinyali olarak bir ülke hedeflemesi sağlamaz.
Dolayısıyla .eu kullanacaksanız, her ülke veya dil için ayrı alt klasör açın, hreflang ile sürümleri birbirine bağlayın ve her sürümde o ülkeye özgü içerik sunun. Böylece genel bir uzantının içinde ülke düzeyinde net bir yapı kurmuş olursunuz.
gTLD ile bir ülkeyi hedeflemek için hangi sinyaller gerekir?
Google'ın belgesi, gTLD kullanan bir sitenin hedef ülkesini başka bir yöntemle açıkça belirtmesi gerektiğini söyler. Bu noktada devreye birkaç sinyal girer ve hepsi birlikte çalışır.
- Hreflang ek açıklamaları: Sayfanın hangi dil ve bölge için olduğunu HTML etiketi, HTTP başlığı veya site haritasıyla bildirirsiniz.
- Yerel adres ve telefon: Sayfada o ülkeye ait iletişim bilgisi bulunması hedefi destekler.
- Dil ve para birimi: Fiyatların hedef ülkenin para biriminde gösterilmesi güçlü bir bağlam sunar.
- Yerel sitelerden bağlantılar: Hedef ülkedeki sitelerden gelen bağlantılar, sitenin o pazarla ilişkisini gösterir.
- İşletme Profili: Uygun durumlarda Google İşletme Profili verisi de bir işaret olarak devreye girer.
Buna karşılık bazı eski yöntemler artık işe yaramaz. Google, geo.position gibi konum meta etiketlerini ve coğrafi hedefleme amaçlı HTML özniteliklerini yok saydığını belgesinde açıkça belirtir. Yani bu etiketlerle zaman kaybetmeyin.
Kısacası gTLD'de hedefleme tek bir etiketle bitmez. Bu sinyallerin her biri tek başına zayıf kalabilir, ancak bir araya geldiğinde Google'a tutarlı bir tablo sunar; sayfanın içeriği, fiyatı, iletişim bilgisi ve bağlantı profili birlikte o ülkeyi anlatmalıdır.
Dört URL yapısı yan yana karşılaştırıldığında
Google, uluslararası siteler için dört URL yapısını değerlendirir. Aşağıdaki tablo, belgedeki artı ve eksileri bizim saha gözlemlerimizle birlikte özetliyor.
| Yapı | Örnek | Hedefleme gücü | Artıları | Eksileri |
|---|---|---|---|---|
| Ülke kodlu alan adı (ccTLD) | example.de | Çok güçlü, tek ülke | Net coğrafi hedefleme, sunucu konumundan bağımsız, siteler kolay ayrılır | Pahalı, bulunabilirlik sınırlı, fazla altyapı, katı kayıt kuralları |
| Alt alan adı | de.example.com | Orta, ek sinyal gerekir | Kolay kurulum, farklı sunucu kullanılabilir | Kullanıcı "de" ifadesinin dil mi ülke mi olduğunu anlamayabilir |
| Alt klasör | example.com/de/ | Orta, ek sinyal gerekir | Kolay kurulum, aynı sunucuda düşük bakım | URL'den hedefleme anlaşılmayabilir, tek sunucu konumu |
| URL parametresi | example.com?loc=de | Zayıf | Google belgede bir artı sıralamaz | Google önermez, bölümleme zor |
Alt alan adı ile alt klasör arasındaki ayrıntılı karşılaştırmayı alt alan adı mı alt klasör mü yazımızda ele aldık; burada o tartışmayı tekrar etmiyoruz. Bu yazıdaki odak, ülke kodlu alan adı ile genel alan adı arasındaki seçimdir.
Alt klasör yapısı ne zaman ccTLD'den daha mantıklı olur?
Alt klasör yapısı, tek bir gTLD altında example.com/de/, example.com/fr/ gibi dizinler açmanızdır. Bu yapı, özellikle orta ölçekli işletmeler için çoğu zaman en dengeli seçenektir.
Birinci avantaj, alan adı gücünün tek yerde toplanmasıdır. Ana alan adınıza gelen her bağlantı, bütün dil ve ülke sürümlerine dolaylı olarak fayda sağlar. Buna karşılık ccTLD yapısında her ülke sitesi kendi bağlantı profilini sıfırdan kurmak zorunda kalır.
İkinci avantaj, bakım kolaylığıdır. Tek bir içerik yönetim sistemi, tek bir sunucu ve tek bir Search Console mülkü ile çalışırsınız. Üstelik teknik bir hatayı bir kez düzelttiğinizde bütün sürümler aynı anda düzelir.
Örnek senaryo: bir makine üreticisi Almanya, Fransa ve Hollanda'ya ürün satmak istiyor ve her ülke için ayrı pazarlama ekibi yok. Bu durumda example.com/de/, example.com/fr/ ve example.com/nl/ yapısı, üç ayrı ccTLD açmaktan çok daha sürdürülebilirdir.
Ancak alt klasörün bir sınırı vardır: URL, ziyaretçiye hedef ülkeyi ccTLD kadar net söylemez. Bu nedenle alt klasör kullanıyorsanız her sürümde yerel para birimi, yerel iletişim bilgisi ve hreflang eksiksiz olmalıdır. Çok dilli bir sitenin genel kurulumunu çok dilli web sitesi SEO rehberimizde adım adım anlattık.
Hreflang, ccTLD mi gTLD mi kararında ne işe yarar?
Hreflang, bir sayfanın farklı dil ve bölge sürümlerini Google'a bildiren ek açıklamadır. Google'ın yerelleştirilmiş sürümler belgesine göre amacı, kullanıcıyı dil veya bölgesine en uygun sürüme yönlendirmektir.
ccTLD mi gTLD mi kararında hreflang şu rolü oynar: gTLD ve alt klasör yapısında hreflang, ülke hedeflemesini anlatan başlıca araçlardan biri olur. ccTLD yapısında ise siteleri birbirine bağlar ve Google'ın doğru ülke sitesini doğru kullanıcıya göstermesine yardım eder.
Belgede dikkat etmeniz gereken birkaç teknik kural var:
- Dil kodu ISO 639-1, isteğe bağlı bölge kodu ISO 3166-1 Alpha 2 biçiminde olmalıdır.
- Bölge kodunu tek başına kullanamazsınız; yalnız "de" geçerlidir ama yalnız "AT" geçersizdir.
- Her sürüm kendini ve diğer bütün sürümleri listelemelidir. İki sayfa birbirini göstermezse Google etiketleri yok sayar.
- x-default değeri, hiçbir dil veya bölgenin eşleşmediği kullanıcılar için yedek sürümü belirtir.
Ayrıca Google, hreflang veya lang özniteliğini sayfanın dilini tespit etmek için kullanmaz. Etiketlerin temel mantığını hreflang etiketi nedir yazımızda açıkladık. Etiketleri elle yazmak yerine hreflang oluşturucu aracımızla hatasız bir set üretebilirsiniz.
Aynı dilde farklı ülkeler için yinelenen içeriği nasıl yönetirsiniz?
Almanca konuşan Almanya, Avusturya ve İsviçre gibi pazarları ayrı ayrı hedeflediğinizde içerik büyük ölçüde aynı kalır. Bu durum, yinelenen içerik (duplicate content) endişesini doğurur. Google'ın belgesi burada net bir yol gösterir: tercih ettiğiniz sürümü seçin, ardından rel="canonical" ve hreflang etiketleriyle doğru bölgesel URL'nin sunulmasını sağlayın.
Pratikte biz bu durumu şöyle ele alıyoruz. Önce her ülke sürümünü gerçekten farklılaştıran öğeleri listeliyoruz: para birimi, kargo koşulları, yerel iletişim bilgisi, yasal metinler ve yerel örnekler. Böylece sürümler yalnız birkaç kelimeyle değil, kullanıcının ihtiyacıyla ayrışır.
Ardından hreflang setini de-DE, de-AT ve de-CH gibi dil ve bölge kodlarıyla kuruyoruz. Her sayfa kendini ve diğer iki sürümü listeler. Böylece Google, Viyana'daki kullanıcıya Avusturya sürümünü, Zürih'teki kullanıcıya İsviçre sürümünü gösterme fırsatı bulur.
Öte yandan şunu da hatırlatalım: yalnız ortak şablon metinlerini (menü, alt bilgi) çevirip ana içeriği aynı bırakmak, Google'ın belgesinde de belirttiği gibi dil tespitini karıştırabilir. Yani sürümleri ayırmak istiyorsanız ana içeriği gerçekten yerelleştirin.
Sunucu konumu ve CDN ülke hedeflemesini etkiler mi?
Google, sunucu konumunu bir sinyal olarak anar ama kesin bir sinyal olarak görmez. Belgeye göre sunucu çoğu zaman kullanıcılara fiziksel olarak yakındır ve bu, sitenin hedef kitlesi hakkında bir ipucu verebilir. Ancak birçok site dağıtık içerik dağıtım ağları (CDN) kullandığı için bu sinyal belirleyici değildir.
Bu bilgi, ccTLD mi gTLD mi kararını kolaylaştırır. Belgeye göre ccTLD yapısının avantajlarından biri, sunucu konumunun önemsiz hale gelmesidir. Alt klasör yapısında ise tek bir sunucu konumu olur; ancak CDN kullanıyorsanız bu sınır pratikte büyük ölçüde ortadan kalkar.
Örnek senaryo: example.com İstanbul'daki bir sunucuda duruyor ve bir CDN üzerinden Avrupa'ya hizmet veriyor. Bu durumda Almanya'yı hedeflemek için sunucuyu Almanya'ya taşımanız gerekmez. Bunun yerine hreflang, yerel içerik ve yerel bağlantılarla hedefi netleştirmek çok daha etkilidir.
Kısacası sunucu konumunu ana karar kriteri yapmayın. Hız ve kullanıcı deneyimi açısından CDN mantıklıysa kullanın; hedefleme işini ise diğer sinyallere bırakın.
IP'ye göre otomatik yönlendirme neden riskli?
Birçok uluslararası site, ziyaretçinin IP adresine veya tarayıcı diline bakarak onu otomatik olarak bir ülke sürümüne yönlendirir. Bu yöntem kullanıcı açısından pratik görünür. Ancak Google'ın yerel ayara uyum sağlayan sayfalar belgesi önemli bir uyarı içerir.
Belgeye göre Googlebot'un varsayılan IP adresleri ABD merkezli görünür ve tarayıcı, isteklerinde Accept-Language başlığını ayarlamaz. Google ABD dışındaki IP adresleriyle de tarama yapar; buna rağmen otomatik yönlendirme kullanan sitelerde bazı sürümler bulunmayabilir. Bu nedenle Google, her yerel sürüm için ayrı URL kullanmayı ve bunları hreflang ile işaretlemeyi önerir.
Bizim önerimiz şöyle: zorunlu yönlendirme yerine sayfanın üstünde nazik bir ülke önerisi gösterin. Kullanıcı isterse kendi ülke sürümüne geçsin, istemezse bulunduğu sayfada kalsın. Böylece hem kullanıcıyı hem de tarayıcıyı kilitlemezsiniz.
Bu konunun ayrıntılarını IP'ye göre otomatik dil yönlendirmesi yazımızda ele aldık. Orada test yöntemlerini ve güvenli uygulama örneklerini bulabilirsiniz.
Örnek senaryolarla karar: ccTLD mi gTLD mi?
Teorik artı ve eksiler, gerçek bir karar anında yeterli olmayabilir. Bu yüzden aşağıdaki tabloda sahada en sık karşılaştığımız durumları örnek senaryo olarak topladık. Tablo bir başlangıç noktasıdır; kesin karar, sitenizin verisine bakmayı gerektirir.
| Örnek senaryo | Önerilen yapı | Neden |
|---|---|---|
| Yalnız Türkiye'de satış yapan yerel işletme | .com.tr veya .com | Tek pazar; uluslararası yapı gerekmez |
| Türkiye ve tek bir yabancı ülkeye derin yatırım | Ana site + o ülke için ccTLD | Yerel ekip ve bütçe varsa ccTLD güven ve netlik sağlar |
| Beş veya daha fazla ülkeye ihracat, merkezi ekip | gTLD + ülke alt klasörleri + hreflang | Bağlantı gücü tek yerde toplanır, bakım kolaylaşır |
| Aynı dilde birden çok ülke (DE, AT, CH) | gTLD + dil ve bölge alt klasörleri | Hreflang ile ülke sürümleri ayrılır, canonical düzenlenir |
| Ülkeden bağımsız dijital ürün (SaaS) | gTLD + dil alt klasörleri | Hedef ülke değil dil; ülke sinyali gereksiz |
| Yerel yasal zorunluluk veya pazar güveni kritik | ccTLD | Kullanıcı güveni ve yerel algı öncelikli |
Dikkat ederseniz tabloda "her zaman ccTLD" ya da "her zaman gTLD" gibi bir kural yok. Çünkü ccTLD mi gTLD mi sorusunun cevabı, iş modelinizin bir yansımasıdır.
Marka, bütçe ve operasyon açısından gizli maliyetler nelerdir?
ccTLD seçiminin görünmeyen maliyeti, alan adı ücreti değildir. Asıl maliyet, her ülke sitesini ayrı bir proje gibi yönetmektir. Her ccTLD için ayrı içerik takvimi, ayrı bağlantı çalışması, ayrı teknik denetim ve ayrı Search Console mülkü gerekir.
Üstelik her yeni ülke sitesi bağlantı açısından sıfırdan başlar. Ana sitenizin yıllar içinde kazandığı güven, example.fr adresine otomatik olarak taşınmaz. Dolayısıyla ccTLD yapısı, her pazarda ayrı bir otorite kurma bütçesi ister.
gTLD ve alt klasör yapısının gizli maliyeti ise farklıdır. Teknik olarak daha kolaydır ama hata yayılımı riski taşır. Örneğin yanlış bir robots.txt kuralı veya hatalı bir şablon değişikliği, bütün ülke sürümlerini aynı anda etkileyebilir.
- ccTLD maliyetleri: Ülke başına kayıt ve yenileme, ayrı bağlantı çalışması, yerel kayıt koşulları, ayrı izleme.
- gTLD maliyetleri: Hreflang bakımı, yerel sinyalleri güçlendirme, merkezi hatalara karşı dikkatli sürüm yönetimi.
- Ortak maliyetler: Profesyonel yerelleştirme, yerel ödeme ve kargo bilgisi, yasal metinler.
Alan adı seçiminin marka tarafını domain seçerken dikkat edilmesi gerekenler yazımızda ayrıca ele aldık. Türkçe karakterli alan adı düşünüyorsanız IDN ve Punycode rehberimize de göz atın.
ccTLD'den gTLD'ye geçişi nasıl planlarsınız?
Bazen karar, yeni bir site için değil, mevcut bir yapıyı değiştirmek için verilir. Örnek senaryo: bir firma yıllardır example.de, example.fr ve example.it ile çalışıyor ve bunları example.com altında toplamak istiyor. Bu, alan adı değişikliği içeren bir site taşımadır ve dikkatli plan ister.
Google'ın URL değişikliği içeren site taşıma belgesi birkaç temel noktayı vurgular:
- Eski URL'lerden yenilerine sunucu tarafında kalıcı yönlendirme (301 veya 308) kurun.
- Her eski URL'yi doğrudan son hedefine yönlendirin; zincir oluşturmayın.
- Alan adı değişikliğinde Search Console'daki Adres Değişikliği aracını (Change of Address) eski mülk için kullanın.
- Yönlendirmeleri mümkün olduğunca uzun, genellikle en az bir yıl koruyun.
- Kendi iç bağlantılarınızı ve önemli dış bağlantıları yeni URL'lere güncelleyin.
Belge ayrıca taşıma sırasında sıralamada geçici dalgalanma beklenmesi gerektiğini söyler. Bu yüzden taşımayı satış sezonunun ortasına denk getirmeyin. Ayrıntılı kontrol listesi için SEO migration rehberimize bakabilirsiniz.
Search Console'da uluslararası yapıyı nasıl izlersiniz?
Hangi yapıyı seçerseniz seçin, sonucu Search Console'da izlemeniz gerekir. ccTLD yapısında her alan adı ayrı bir mülk olarak eklenir; gTLD ve alt klasör yapısında ise ana mülkün yanında her ülke klasörü için ayrı bir URL öneki mülkü açmak raporları okumayı kolaylaştırır.
Performans raporunda ülke filtresini kullanarak her pazarın gösterim ve tıklamalarını ayrı ayrı görürsünüz. Örneğin Almanya klasörünüz Avusturya'da Almanya'dan daha fazla gösterim alıyorsa, hreflang setinizde veya içerik yerelleştirmenizde bir sorun olabilir.
Ayrıca sayfa dizine ekleme raporunda (Page indexing) "Google, kullanıcıdan farklı bir standart sayfa seçti" benzeri durumlar, aynı dildeki ülke sürümlerinin birbirine karıştığını gösterebilir. Bu durumda canonical ve hreflang kurgunuzu birlikte kontrol edin.
Search Console'un genel kullanımını Google Search Console nedir yazımızda anlattık. Biz uluslararası projelerde her ülke için aylık ayrı bir rapor tutuyoruz; böylece bir pazardaki sorun diğer pazarların ortalamasında kaybolmaz.
ccTLD mi gTLD mi için adım adım karar kontrol listesi
Kararı netleştirmek için ekibimizin proje başında kullandığı soruları sıraladık. Her adımı sırayla yanıtlarsanız ccTLD mi gTLD mi sorusu büyük ölçüde kendiliğinden cevaplanır.
- Hedefiniz ülke mi, dil mi? Ülkeden bağımsız bir dil kitlesine konuşuyorsanız ccTLD gereksizdir.
- Kaç pazar hedefliyorsunuz? Bir veya iki pazar ccTLD'yi mümkün kılar; beş ve üzeri pazar genellikle gTLD'yi öne çıkarır.
- Her pazar için ayrı ekip ve bütçe var mı? Yoksa ayrı ccTLD siteleri zamanla bakımsız kalır.
- Uzantı genel ülke kodu listesinde mi? .io veya .co gibi uzantılar ülke sinyali vermez.
- Kayıt koşullarını karşılıyor musunuz? Bazı ccTLD'ler yerel adres veya şirket ister.
- Mevcut bağlantı gücünüz nerede? Güçlü bir .com varsa alt klasör bu gücü paylaştırır.
- Hreflang ve canonical setini kim yönetecek? Teknik sorumlu yoksa yapı ne olursa olsun hata çıkar.
Bu listeyi doldurduktan sonra sonuçları yukarıdaki senaryo tablosuyla karşılaştırın. Böylece kararınız bir tahmine değil, somut kriterlere dayanır.
En sık yapılan hatalar hangileri?
Uluslararası projelerde aynı hataları tekrar tekrar görüyoruz. Bunların çoğu, uzantı kararını tek başına bir çözüm sanmaktan kaynaklanıyor.
- .eu ile bütün Avrupa'yı hedeflediğini sanmak: Google .eu'yu genel uzantı olarak değerlendirir.
- Hreflang'da geri dönüş bağlantısını unutmak: Sayfalar birbirini göstermezse etiketler yok sayılmış olur.
- Yalnız bölge kodu yazmak: "AT" gibi tek başına ülke kodu geçersizdir.
- Zorunlu IP yönlendirmesi: Tarayıcı bazı sürümleri hiç görmeyebilir.
- Konum meta etiketlerine güvenmek: Google bu etiketleri yok sayar.
- Yalnız menüyü çevirmek: Ana içerik aynı kalırsa dil tespiti karışır.
- ccTLD açıp içeriği beslememek: Boş kalan ülke siteleri marka algısına da zarar verir.
Bu hataların hiçbiri uzantıyla ilgili değil, uygulamayla ilgilidir. Yani doğru uzantıyı seçmek işin yarısıdır; asıl fark, kurulumun ve bakımın kalitesinde ortaya çıkar.
Uluslararası yapı kararını ne zaman uzmana bırakmalısınız?
Tek ülkeye hizmet veren küçük bir site için bu karar çoğu zaman basittir. Ancak birden fazla pazar, aynı dilde farklı ülkeler veya mevcut bir yapıdan taşıma söz konusuysa, yanlış adımın maliyeti hızla büyür.
Biz SEO danışmanlığı hizmetimizde bu kararı sitenizin mevcut verisiyle birlikte ele alıyoruz. Önce Search Console'daki ülke bazlı performansınızı, bağlantı profilinizi ve içerik yapınızı inceliyoruz. Ardından size uygun yapıyı, hreflang setini ve gerekiyorsa taşıma planını hazırlıyoruz.
Üstelik iş kurulumla bitmiyor. Hreflang setinin bozulup bozulmadığını, ülke sürümlerinin doğru pazarda görünüp görünmediğini düzenli olarak takip ediyoruz. Hiçbir uzantı veya yapı sıralama garantisi vermez; bizim de böyle bir garanti vermediğimizi açıkça belirtelim.
Uluslararası büyümenin daha geniş çerçevesini uluslararası SEO ve GEO danışmanlığı yazımızda anlattık. Sitenizin yapısı için net bir yol haritası istiyorsanız SEO danışmanlığı sayfamızdan teklif isteyebilirsiniz.
Temel rehber: Dijital Pazarlama Nedir? Türleri, örnekleri ve nasıl yapıldığı, beynin içinden geçen etkileşimli bir filmle tek sayfada.



