Domain Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli? Doğru Alan Adı Rehberi

Domain seçimi, yeni bir markanın ilk dijital kararlarından biridir ve çoğu zaman aceleye gelir. Müşterilerimle ilk görüşmede sık duyduğum cümle şudur: "Adı aldık, siteyi sonra konuşuruz." Bu yazıda alan adını seçerken neye bakmanız gerektiğini, uzantı farklarını, .com.tr kurallarını, marka tescili ilişkisini ve sahiplik tuzaklarını 2012'den beri sahada gördüklerimle anlatıyorum.
Domain seçimi nedir ve neden bu kadar önemlidir?
Domain seçimi, markanızın internetteki kalıcı adresini belirleme kararıdır: adın kendisini, uzantısını, kimin adına kayıtlı olacağını ve nasıl yenileneceğini kapsar. Doğru seçim akılda kalır, yazımı kolaydır, markanızla hukuken çatışmaz ve yıllar boyunca taşınmadan kullanılabilecek sağlamlıktadır; ayrıca şirketinizin kontrolünde kalır.
Önemi şuradan gelir: alan adı yalnızca web sitesinin adresi değildir. Kurumsal e-postanız, kartvizitiniz, fatura şablonunuz, reklam hesaplarınız ve sosyal medya profillerinizdeki bağlantıların hepsi bu adrese bağlanır. Dolayısıyla adı sonradan değiştirmek, sadece siteyi taşımak anlamına gelmez; e-postayı, basılı materyali ve arama görünürlüğünü de yeniden kurmanız gerekir.
Benim gözlemim şu: işletmeler logoya haftalarca kafa yorarken alan adını bir akşamda seçiyor. Oysa logo birkaç yılda bir yenilenebilir, alan adı ise genellikle markayla birlikte yaşlanır. Bu nedenle kararı acele etmeden, aşağıdaki kriterlerle vermenizi öneririm. İyi bir domain seçimi, sonraki bütün dijital adımların zeminini oluşturur ve ileride yapacağınız yatırımları korur.
İyi bir alan adının temel özellikleri nelerdir?
Yıllar içinde iyi çalışan alan adlarında hep aynı özellikleri gördüm. Bunlar teknik değil, insani özelliklerdir; çünkü alan adını önce bir insan duyar, hatırlar ve yazar.
- Kısa olması: Kısa ad hem kartvizite sığar hem de telefonda yazdırması kolaydır.
- Telaffuzu ile yazımı aynı olması: Duyan kişi tek seferde doğru yazabilmelidir.
- Markayla birebir örtüşmesi: Ad ile alan adı farklıysa ziyaretçi iki şeyi hatırlamak zorunda kalır.
- Tire ve rakamdan uzak durması: "Tireli mi, tiresiz mi?" sorusu her defasında kayıp yaratır.
- Anlam çatışması taşımaması: Kelimeler birleşince istemediğiniz bir okuma oluşmamalıdır.
Örneğin "a" ile başlayan bir markanın kelimeleri yan yana geldiğinde başka bir anlam çıkabiliyor. Bu yüzden adı mutlaka küçük harflerle, boşluksuz yazıp birkaç kişiye okutun. Ayrıca farklı yaş gruplarından insanlara telefonda söyleyip yazdırmak, bu testin en ucuz ve en dürüst hâlidir.
Domain seçimi yaparken marka adı mı, anahtar kelime mi öne çıkmalı?
Kısa cevabım: çoğu işletme için marka adı. Eskiden "istanbul-tesisatci" gibi anahtar kelime içeren alan adlarının arama sonuçlarında avantaj sağladığı düşünülürdü. Ancak Google yıllar önce, içeriği zayıf olan tam eşleşen alan adlarının avantajını azaltan güncellemeler yaptı. Bugün sıralamayı alan adındaki kelime değil, sayfanın kalitesi ve güvenilirliği belirliyor.
Öte yandan anahtar kelimeli ad başka riskler de taşır. Örneğin hizmet alanınız genişlediğinde ad dar kalır. "klimaservisi" ile başlayan bir firma kombi ve ısı pompasına geçtiğinde, adres artık işini anlatmaz. Üstelik jenerik adlar marka olarak korunmaya da elverişli değildir.
Yine de karma bir yaklaşım bazen işe yarar. Kısa bir marka adına tek bir tanımlayıcı kelime eklemek, marka henüz tanınmıyorken ziyaretçiye ne yaptığınızı söyler. Bu dengeyi kurarken marka konumlandırmanızı da düşünün; marka kimliği çalışması tam burada alan adı kararını besler.
Hangi uzantıyı seçmelisiniz: .com, .com.tr mi yoksa yeni uzantılar mı?
Uzantı kararı, hedef kitlenizin nerede olduğuna ve markanızın nasıl algılanmasını istediğinize bağlıdır. Aşağıdaki tablo, sahada en çok karşılaştığım seçenekleri özetliyor.
| Uzantı | Kime uygun? | Artısı | Dikkat edilecek nokta |
|---|---|---|---|
| .com | Uluslararası hedefi olan veya genel markalar | En tanıdık uzantı, ülke bağı yok | Kısa ve anlamlı adlar çoğunlukla dolu |
| .com.tr | Türkiye pazarında çalışan işletmeler | Yerel güven, ülke hedefleme sinyali | TRABİS kurallarına ve uyuşmazlık sürecine tabi |
| .net, .org | Teknik projeler, dernek ve vakıflar | Anlamı yerleşik | Ticari markada .com ile karışabilir |
| Ülke uzantıları (.de, .co.uk) | Belirli ülkeye satış yapanlar | Yerel algı güçlü | Bazılarında ikamet veya temsilci şartı var |
| Yeni uzantılar (.app, .shop, .agency) | Kısa ad arayan girişimler | İstenen ad genellikle boşta | Yenileme ücreti yüksek olabilir, akılda kalıcılığı düşük |
Uzantı, domain seçimi sürecinin en çok tartışılan halkasıdır. Pratikte önerim şu: Türkiye'de çalışıyorsanız .com.tr ile .com'u birlikte alın, birini ana adres yapıp diğerini ona yönlendirin. Böylece hem rakiplerin adı kapmasını engellersiniz hem de ileride yurtdışına açılma seçeneğini korursunuz.
Uzantı Google sıralamasını etkiler mi?
Uzantının kendisi doğrudan bir sıralama avantajı sağlamaz; ancak coğrafi hedefleme konusunda sinyal verir. Google, çok bölgeli siteler rehberinde ülke kodlu uzantıların (örneğin .com.tr, .de) arama motoruna sitenin belirli bir ülkeyi hedeflediğini güçlü şekilde anlattığını belirtir. .com gibi genel uzantılar ise bir ülkeye bağlı sayılmaz.
Bu ne demek? Yalnızca Türkiye'ye satış yapıyorsanız .com.tr uzantısı sizin için doğal bir tercih olur. Buna karşılık yarın Almanya'ya da açılacaksanız, .com.tr altında Almanca bir bölüm kurmak coğrafi sinyalleri karıştırabilir. O senaryoda .com altında dil klasörleri daha esnek bir yapı sunar.
Ayrıca Google, .co veya .io gibi bazı ülke uzantılarını, yaygın kullanım nedeniyle genel uzantı gibi ele aldığını belgelerinde açıklar. Dolayısıyla uzantıyı "hangi pazarı hedefliyorum?" sorusuyla seçin. Çok dilli bir yapı düşünüyorsanız çok dilli web sitesi SEO rehberi bu kararın devamını anlatıyor.
.com.tr alan adı almak için hangi belgeler gerekir?
Bugün .com.tr almak için belge gerekmiyor. TRABİS (.tr Ağ Bilgi Sistemi) devreye girdikten sonra .com.tr, .net.tr, .org.tr gibi uzantılar "ilk gelen alır" ilkesiyle belgesiz tahsis ediliyor. Eskiden marka tescil belgesi veya ticaret sicil kaydı isteniyordu; o dönem kapandı.
Ancak bu, bütün .tr uzantılarının serbest olduğu anlamına gelmiyor. Bazı uzantılar hâlâ belgeye bağlı. Örneğin avukatlar için .av.tr, hekimler için .dr.tr, eğitim kurumları için .edu.tr ve belediyeler için .bel.tr uzantısında ilgili kurumdan belge istenir. Ayrıca TRABİS, tarihsel veya kamusal önemi olan bazı adları Tahsise Kısıtlı Adlar Listesi (TAKİL) ile koruma altına alıyor.
Uygulamada süreci bir kayıt kuruluşu üzerinden başlatırsınız. Kayıt kuruluşu bilgilerinizi TRABİS'e iletir ve tahsis gerçekleşir. Başvurudan önce adınızın TAKİL kapsamında olup olmadığını ve seçtiğiniz uzantının belge şartı taşıyıp taşımadığını kontrol etmeniz yeterli olur.
Belgesiz tahsis size hangi riskleri getirir?
Belgesiz tahsis işi kolaylaştırdı, ama bir yan etkisi var: markanızın adını başkası da sizden önce alabilir. İlk gelen alır ilkesi, hızlı davranmayan işletmeyi dezavantajlı bırakıyor. Bu yüzden şirket kurma aşamasında, hatta isim henüz netleşirken alan adını ayırmanızı öneririm.
Peki biri adınızı kötü niyetle aldıysa ne olur? TRABİS sisteminde bunun için Uyuşmazlık Çözüm Merkezleri (UÇM) var. TRABİS'in açıklamasına göre başvuru için üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekiyor:
- Alan adının sizin markanız, ticaret unvanınız veya işletme adınızla aynı ya da benzer olması.
- Alan adını alan tarafın bu adla yasal bir hakkının veya bağlantısının bulunmaması.
- Alan adının kötü niyetle alınmış ya da kullanılıyor olması.
Görüldüğü gibi üç şartın ilki, sahip olduğunuz bir hakka dayanır. Tescilli bir markanız varsa bu hakkı kanıtlamanız çok kolaylaşır. Dolayısıyla belgesiz dönem, marka tescilinin önemini azaltmadı; tersine artırdı. Bu konuda hukuki süreçler için mutlaka bir avukatla çalışın, burada yazdıklarım genel bilgi niteliğindedir.
Alan adı ile marka tescili arasındaki ilişki nedir?
Bu iki kavram, alan adı ve marka tescili, iki ayrı haktır ve birbirinin yerine geçmez. Alan adını kaydettirmek size markanın sahipliğini vermez. Aynı şekilde marka tescili de alan adını otomatik olarak size bağlamaz. İkisini birlikte planlamak gerekir.
Sahada gördüğüm en pahalı hata şu: işletme güzel bir alan adı alıyor, siteyi kuruyor, reklam yatırımına başlıyor. Birkaç yıl sonra aynı adın başka bir firma adına tescilli bir marka olduğu ortaya çıkıyor. Bu noktada hem alan adını hem de marka iletişimini değiştirmek zorunda kalabiliyorsunuz.
Bu nedenle domain seçimi sürecinde adı kesinleştirmeden önce TÜRKPATENT üzerinden ön araştırma yapın. Aynı ya da benzer bir marka ilgili sınıfta tescilliyse, alan adı boşta görünse bile o adı seçmeyin. Ayrıca yurtdışında satış hedefiniz varsa hedef ülkelerin marka kayıtlarına da bakmak akıllıca olur. Kesin değerlendirme için marka vekili ya da avukat görüşü alın.
Alan adı kimin adına kayıtlı olmalı?
Alan adı, işletmenin kendisi adına ve işletmenin kontrol ettiği bir e-posta adresiyle kayıtlı olmalıdır. Ajansınızın, yazılımcınızın veya bir çalışanın kişisel hesabına kayıtlı alan adı, gün gelir sizin için ciddi bir soruna dönüşür.
Bu durumu defalarca gördüm. Firma ajansla yollarını ayırıyor, alan adı ajansın hesabında kalıyor ve devir süreci haftalar sürüyor. Bazen de alan adını kaydettiren çalışan işten ayrılıyor, yenileme uyarıları artık kimsenin okumadığı bir e-postaya gidiyor. Sonuç olarak alan adının süresi doluyor.
Benim çalışma şeklimde alan adı her zaman müşterinin kendi hesabında durur; ben yalnızca yetkili kullanıcı olarak erişirim. Aynı kuralı sizin de uygulamanızı öneririm. Kısacası şu üç bilgiyi bugün kontrol edin:
- Kayıt sahibi (registrant) alanında şirketinizin unvanı mı yazıyor?
- Yönetim paneline giriş şifresi şirketin kontrolündeki bir hesapta mı?
- Yenileme bildirimleri kurumsal ve ortak bir e-posta adresine mi gidiyor?
Yenileme ve süre dolması nasıl yönetilmeli?
Alan adları kiralık gibidir: yenilemezseniz elinizden çıkar. Bu yüzden yenileme yönetimi, alan adı seçimi kadar önemlidir. En güvenli yol, otomatik yenilemeyi açmak ve kayıtlı ödeme yönteminin güncel olduğundan emin olmaktır.
Süresi dolan alan adı hemen serbest kalmaz. Örneğin genel uzantılarda ICANN'in süresi dolan alan adlarına ilişkin politikası (ERRP) kayıt kuruluşlarına sahibine hatırlatma gönderme ve süre dolduktan sonra da belirli bir yenileme imkânı tanıma yükümlülüğü getirir. Ancak bu ek süreler genellikle daha pahalıdır ve siteniz o sırada çalışmayabilir.
Üstelik süre dolması yalnızca sitenin kapanması demek değildir. E-postalarınız da aynı anda durur. Özellikle alan adı uzantılı kurumsal e-posta kullanıyorsanız, müşterilerinizin mesajları size ulaşmaz. Bu nedenle yenileme süresini birkaç yıllık alın ve takvime ayrıca bir hatırlatma koyun.
Alan adını başka firmaya nasıl taşırsınız?
Alan adı transferi, kayıt kuruluşunu değiştirmek demektir; alan adının sahibi değişmez. Genel uzantılarda süreç genellikle bir transfer kodu (EPP ya da auth kodu) ile başlar. Kodu mevcut firmadan alır, yeni firmaya girersiniz ve onayla birlikte taşıma tamamlanır.
Ancak dikkat edilmesi gereken bir kural var. ICANN'in transfer politikası kayıttan veya son transferden sonraki 60 gün içinde kayıt kuruluşunun transfer talebini reddedebilmesine izin verir. Ayrıca kayıt sahibi bilgisinde yapılan değişiklikler de belirli durumlarda 60 günlük bir kilit doğurabilir. Dolayısıyla taşımayı planlıyorsanız, iletişim bilgilerini son dakikada değiştirmeyin.
Taşıma sırasında DNS kayıtlarının korunması da kritik önemdedir. Yeni firmaya geçmeden önce mevcut kayıtları not edin. İşlem bittikten sonra DNS sorgulama aracıyla A, MX ve TXT kayıtlarının doğru yere baktığını kontrol edin. Böylece e-posta kesintisi yaşamazsınız.
Domain seçimi SEO açısından nelere dikkat ettirir?
Domain seçimi SEO'yu doğrudan belirlemez, ama birkaç noktada dolaylı etkisi büyüktür. İlki geçmiştir. Daha önce kullanılmış bir alan adı alıyorsanız, eski içeriklerin ne olduğunu ve arkasında hangi bağlantıların bulunduğunu mutlaka inceleyin. Spam geçmişi olan bir ad, yeni sitenizi ilk günden zor duruma sokabilir.
İkincisi kanonik tercihtir. Sitenizin www'li mi www'siz mi, https'li mi çalışacağına baştan karar verin ve diğer bütün varyasyonları tek adrese kalıcı olarak yönlendirin. Bunu yönlendirme denetleyici ile birkaç saniyede test edebilirsiniz.
Üçüncüsü tıklanma isteğidir. Arama sonucunda görünen adres, kullanıcının güven kararını etkiler. Kısa, marka ile örtüşen ve anlaşılır bir alan adı, uzun ve tireli bir addan daha güven verici görünür. Yani alan adı sıralamayı değil, çoğu zaman tıklanma oranını etkiler. Genel SEO çerçevesi için SEO danışmanlığı sayfamda yaklaşımımı anlatıyorum.
Daha önce kullanılmış bir alan adı almak mantıklı mı?
Bazen evet, çoğu zaman temkinle. İkinci el bir alan adı marka için mükemmel bir ad olabilir; üstelik geçmişte kaliteli bağlantılar kazanmış olabilir. Ancak aynı ad; kumar, sahte ürün veya spam içerikle de kullanılmış olabilir.
Satın almadan önce şu kontrolleri yapmanızı öneririm:
- İnternet arşivlerinde adın geçmişteki içeriğine bakın.
- Adın Google'da hangi sayfalarla göründüğünü "site:" sorgusuyla kontrol edin.
- Bağlantı profilinde alakasız dilde veya şüpheli sitelerden gelen yoğun bağlantı var mı, inceleyin.
- Ad üzerinde marka ihtilafı veya hukuki bir süreç olup olmadığını araştırın.
Fiyat konusunda da gerçekçi olun. Premium alan adlarının değeri alıcı ile satıcı arasındaki pazarlığa göre değişir ve ortada sabit bir tarife yoktur. Kaba bir ön fikir için domain değeri hesaplama aracını kullanabilirsiniz; ancak bu yalnızca bir başlangıç tahminidir, satış fiyatı değildir.
Birden fazla alan adı almak gerekir mi?
Çoğu işletme için evet, ama sınırlı sayıda. Amaç koleksiyon yapmak değil, markanızı korumaktır. Genellikle ana uzantının yanına diğer popüler uzantıyı ve en yaygın yazım hatasını eklemek yeterli olur.
Örneğin Türkiye'de çalışan bir firma için makul bir set şöyle olabilir: ana adres olarak marka.com.tr, koruma amaçlı marka.com ve Türkçe karakterli adın İngilizce karakterli yazımı. Bu ek adları kesinlikle ayrı birer site olarak kullanmayın. Hepsini 301 yönlendirmesiyle ana adrese bağlayın; aksi hâlde aynı içerik farklı adreslerde görünür ve bu gereksiz bir karmaşa yaratır.
Öte yandan onlarca uzantıyı almak çoğu zaman gereksiz bir yenileme maliyeti oluşturur. Kötü niyetli kayıt riskine karşı asıl güçlü koruma, tescilli markanız ve yukarıda anlattığım uyuşmazlık süreçleridir. Bu yüzden ek alan adı sayısını bütçenize ve risk düzeyinize göre sınırlı tutun.
Türkçe karakterli alan adı kullanmalı mısınız?
Teknik olarak ş, ğ, ı gibi karakterler içeren alan adları mümkündür. Bu adlar arka planda "xn--" ile başlayan özel bir kodlamaya çevrilir. Ancak pratikte birçok sorun çıkarırlar ve ben ana adres olarak önermiyorum.
Örneğin e-posta adresi paylaştığınızda karşı taraf Türkçe klavye kullanmıyorsa adresi yazamaz. Bazı e-posta sistemleri ve formlar bu karakterleri hâlâ düzgün işlemiyor. Üstelik kodlanmış hâli ekranda anlamsız karakterler olarak görünebilir ve güven kaybına yol açar.
Bu nedenle en sağlıklı yol, ana adres olarak İngilizce karakterli yazımı seçmektir. İsterseniz Türkçe karakterli versiyonu da alıp ana adrese yönlendirebilirsiniz. Böylece kullanıcı hangi yazımı tercih ederse etsin doğru siteye ulaşır. Adres yapısını düşünürken URL'lerin geri kalanında da aynı mantığı kullanın; slug oluşturucu Türkçe karakterleri otomatik dönüştürür.
Alan adı ile hosting arasındaki fark nedir?
Alan adı adresinizdir, hosting ise o adresin gösterdiği evdir. Birçok işletme bu ikisini tek ürün sanıyor; çünkü çoğu firma ikisini aynı pakette satıyor. Oysa ikisi ayrı hizmettir ve ayrı yönetilebilir.
Benim önerim, alan adını mümkünse hosting firmasından bağımsız bir kayıt kuruluşunda tutmanızdır. Böylece sunucu değiştirmek istediğinizde yalnızca DNS kayıtlarını güncellersiniz ve alan adına dokunmanız gerekmez. Üstelik hosting firmasıyla bir anlaşmazlık yaşarsanız adresiniz rehin kalmaz.
Öte yandan tek pakette tutmanın da bir kolaylığı var: tek fatura ve tek destek hattı. Küçük bir işletme için bu pratiklik anlamlı olabilir. Yine de hangi yolu seçerseniz seçin, alan adı hesabının sahibi siz olmalısınız. Bu ayrımı anlamak, ileride sunucu taşıma veya ajans değiştirme gibi kararları çok daha rahat vermenizi sağlar.
Alan adınızı güvende tutmak için hangi ayarları açmalısınız?
Alan adı hesabı, şirketinizin en kritik dijital anahtarlarından biridir. Birisi bu hesaba girerse sitenizi başka yere yönlendirebilir, e-postalarınızı okuyabilir, hatta adı kendi hesabına taşıyabilir. Bu yüzden birkaç temel ayarı ilk gün açmanızı öneririm.
- İki adımlı doğrulama: Kayıt kuruluşu panelinde mutlaka etkinleştirin.
- Transfer kilidi: Alan adının izinsiz taşınmasını engeller; taşıma dışında hep açık tutun.
- Güçlü ve benzersiz şifre: Başka hiçbir hizmette kullanmadığınız bir şifre seçin.
- DNSSEC: Kayıt kuruluşunuz ve DNS sağlayıcınız destekliyorsa DNS yanıtlarının sahteciliğine karşı ek koruma sağlar.
Ayrıca panele erişimi olan kişileri yılda en az bir kez gözden geçirin. İşten ayrılan çalışanların ve eski ajansların erişimini kapatın. Şifre üretmek için şifre oluşturucu aracını kullanabilirsiniz.
Sosyal medya kullanıcı adlarıyla uyum neden önemlidir?
Müşteriniz sizi bir yerde gördüğünde, diğer kanallarda da aynı adla bulmayı bekler. Alan adınız "markaadi.com.tr" iken Instagram hesabınız "markaadi_official_tr" ise, ziyaretçi bir an duraksar. Bu duraksama küçük görünür, ama güven ve hatırlanma üzerinde birikimli bir etki bırakır.
Bu nedenle alan adını kesinleştirmeden önce başlıca platformlarda aynı kullanıcı adının müsait olup olmadığına bakın. Birebir aynısı alınamıyorsa, bütün kanallarda aynı kısa eki kullanın. Örneğin her yerde "markaadiofficial" gibi tek bir tutarlı biçim, karışık varyasyonlardan daha iyidir.
Kısacası alan adı, marka sisteminin bir parçasıdır ve domain seçimi bu sistemin ilk halkasıdır. Logonuz, renkleriniz, kullanıcı adlarınız ve e-posta adresiniz aynı adı taşıdığında marka tutarlı ve profesyonel görünür. Bu bütünlük, özellikle yeni kurulan markalarda ilk izlenimi doğrudan güçlendirir.
Alan adı maliyetini nasıl planlamalısınız?
Alan adının asıl maliyeti ilk kayıt ücreti değil, yıllar boyunca ödeyeceğiniz yenilemelerin toplamıdır. Birçok kayıt kuruluşu ilk yıl için indirimli fiyat gösterir, yenilemede ise normal tarifeye döner. Bu nedenle teklif karşılaştırırken mutlaka yenileme fiyatına bakın.
Özellikle yeni nesil uzantılarda bu fark belirgin olabilir. Bazı uzantılar "premium" olarak işaretlenir ve hem kayıtta hem yenilemede standart adlardan daha pahalıdır. Dolayısıyla cazip görünen kısa bir ad, beş yıllık toplamda beklemediğiniz bir kaleme dönüşebilir.
Bütçe planlarken şu kalemleri birlikte düşünün:
- Ana alan adının çok yıllık yenileme bedeli.
- Koruma amaçlı aldığınız ek uzantıların yenilemeleri.
- Varsa ücretli DNS, e-posta veya gizlilik hizmetleri.
- Kayıt kuruluşu değiştirirseniz transfer ücreti.
Örnek hesap mantığıyla düşünürsek: üç alan adını beş yıl boyunca tutacaksanız, gerçek maliyet yıllık fiyatların on beş katıdır. Bu küçük tabloyu önceden kurmak, ileride "neden bu kadar fatura geliyor?" sorusunun önüne geçer. Ayrıca ödemeleri şirket kartına bağlamak, çalışan değişikliğinde yenilemenin kesilmesini engeller.
Domain seçimi öncesi hangi kontrol listesini uygulamalısınız?
Kararınızı kesinleştirmeden önce aşağıdaki listeyi baştan sona uygulayın. Bu liste, sahada gördüğüm hataların neredeyse tamamını kapsıyor.
- Adı yüksek sesle söyleyin ve üç kişiye telefonda yazdırın.
- Küçük harflerle birleşik yazıp istenmeyen bir okuma olup olmadığına bakın.
- TÜRKPATENT'te ilgili sınıflarda benzer tescil var mı, kontrol edin.
- Hedef pazarınıza uygun uzantıyı seçin ve korunacak ek uzantıları belirleyin.
- Alan adının geçmişini arşivlerden ve arama sonuçlarından inceleyin.
- Sosyal medya kullanıcı adlarının müsait olup olmadığına bakın.
- Kaydı şirket adına, şirketin kontrolündeki e-postayla yapın.
- Otomatik yenilemeyi açın ve süreyi mümkünse birkaç yıllık alın.
- www ve https tercihinizi belirleyip yönlendirmeleri kurun.
Liste kısa görünse de her maddesi sahada gerçek bir sorundan doğdu. Hiçbirini atlamamanızı öneririm, çünkü domain seçimi sonrasında yaptığınız düzeltmeler her zaman daha pahalıya mal olur. Bu listeyi tamamladıktan sonra alan adınız hem hukuken hem teknik olarak sağlam bir temele oturur. Site kurulumuna geçtiğinizde web tasarım sürecinde de bu kararlar doğrudan işinize yarar.
Alan adını sonradan değiştirmek zorunda kalırsanız ne yapmalısınız?
Bazen yanlış seçim, birleşme veya marka yenileme nedeniyle alan adını değiştirmeniz gerekir. Bu mümkündür, ama planlama ister. En önemli kural şu: eski adresteki her sayfayı yeni adresteki karşılığına tek tek 301 yönlendirmesiyle bağlayın.
Ayrıca Search Console'daki adres değişikliği aracını kullanın, eski alan adını yıllarca yenilemeye devam edin ve e-posta geçişini ayrı bir takvimle yönetin. Eski adı bırakmak, biriktirdiğiniz bağlantı değerini ve eski e-postalara gelen mesajları kaybetmek demektir.
Bu sürecin ayrıntılı bir kontrol listesini site taşıma rehberimde anlattım. Eğer değişiklik bir marka yenilemesinin parçasıysa, logo yenileme yazım da zamanlama açısından fikir verir. Kısacası alan adı değişikliği bir teknik iş değil, bir proje olarak ele alınmalıdır; bunu bir ekip planıyla yürütün.
Sonuç: doğru alan adı uzun vadede neyi kazandırır?
Domain seçimi tek seferlik bir karar gibi görünse de etkisi yıllara yayılır. Doğru alan adı, markanızın yıllarca taşıyacağı bir varlıktır. Kısa, telaffuzu kolay, markayla örtüşen, hukuken temiz ve işletmenin kendi adına kayıtlı bir ad; hem müşterilerinizin sizi bulmasını kolaylaştırır hem de ileride yaşanabilecek pahalı değişikliklerin önünü keser.
Özetle alan adı kararında üç soruya net cevap verin: Adı insanlar kolayca hatırlıyor ve yazabiliyor mu? Ad hukuken size ait olmaya uygun mu? Ad gerçekten şirketinizin kontrolünde mi? Bu üç sorunun cevabı evet ise, sağlam bir başlangıç yaptınız demektir.
Yeni bir marka ya da web sitesi için alan adı ve altyapı kararlarında destek isterseniz, iletişim sayfasından bana ulaşabilirsiniz. Birlikte adayları listeler, kontrol listesini uygular ve en sağlam seçeneği belirleriz. Projenin başında ayırdığımız bir saat, çoğu zaman yıllar sonra çıkacak bir sorunu önler.




