Web Sitesi Planlamada Yapılan Stratejik Hatalar ve Çözümleri

Web sitesi planlama, projenin en ucuz ama en çok ihmal ettiğiniz aşamasıdır. Bu yazıda planlama masasında sık gördüğüm stratejik hataları tek tek ele alıyorum ve her birine uygulayabileceğiniz bir çözüm yazıyorum. 2012'den beri kurumsal sitelerde, e-ticaret projelerinde ve reklam açılış sayfalarında aynı hataların farklı kılıklarda döndüğünü görüyorum. Amacım size bir kontrol listesi bırakmak.
Web sitesi planlamada en sık hangi stratejik hatalara düşersiniz?
Web sitesi planlama hataları, tasarım ve yazılım başlamadan önce verdiğiniz eksik kararlardır: net hedef koymamak, hedef kitleyi tanımlamamak, içeriği sona bırakmak, ölçüm planı kurmamak ve bütçe ile sahipliği belirsiz bırakmak. Bu beş hata, sonraki bütün aşamalarda maliyeti ve gecikmeyi katlar.
Bunlara ek olarak teknik gereksinimleri geç düşünmek, rakibi kopyalamak ve yayın sonrası bakımı planlamamak da sık görülen hatalardır. Aşağıda her birini ayrı başlıkta ele alıyorum. Önce hatanın neye benzediğini, ardından somut çözümü anlatıyorum.
Yazının sonunda hataları ve çözümleri tek tabloda topluyorum. Ayrıca bir planlama dokümanının iskeletini de veriyorum; böylece kendi projenize doğrudan uyarlayabilirsiniz.
Planlama aşamasındaki hata neden en pahalı hatadır?
Planlama hatası pahalıdır, çünkü üzerine inşa ettiğiniz her şey o hatayı taşır. Yanlış hedefle çizdiğiniz menü, yanlış menüye göre yazdığınız içerik ve yanlış içeriğe göre kurduğunuz reklam birbirine bağlanır. Sorunu yayından sonra fark ettiğinizde ise tek bir parçayı değil, zinciri düzeltmeniz gerekir.
Örneğin tasarım onaylandıktan sonra "aslında bayilere de hitap etmeliyiz" kararı gelirse, yalnızca bir sayfa eklemekle bitmez. Menü, form alanları, teşekkür sayfası ve ölçüm kurgusu da değişir. Dolayısıyla bir haftalık gecikme çoğu zaman bir aya uzar.
Saha tecrübeme göre planlamaya ayırdığınız iki üç hafta, sonradan yaşayacağınız revizyon döngülerinin önemli kısmını ortadan kaldırır. Bu bir garanti değil, ama sürekli tekrar eden bir örüntü. Kısacası planlama bir masraf kalemi değil, sigortadır.
Bir de görünmeyen maliyet var: ekibin motivasyonu. Aynı sayfayı dördüncü kez çizen tasarımcı ya da aynı formu üçüncü kez kuran yazılımcı, projeye olan inancını kaybeder. Bu yüzden iyi bir planı, ekibin enerjisini koruyan bir araç olarak da görebilirsiniz.
Hata 1: Net bir hedef koymadan başlamak size neye mal olur?
En yaygın hata, "yeni bir siteye ihtiyacımız var" cümlesiyle başlayıp siteden ne beklediğinizi yazmamaktır. Bu durumda herkes kendi hedefini masaya getirir. Satış ekibi form ister, yönetim prestij ister, pazarlama ekibi ise blog ister. Sonuçta site hepsine biraz, hiçbirine tam hizmet etmez.
Hedefsiz başlamanın belirtileri genellikle aynıdır:
- Ana sayfada beş farklı eylem çağrısı yan yana durur.
- Tasarım tartışmaları renk ve yazı tipi etrafında döner, kimse iş sonucunu konuşmaz.
- Yayından sonra "site işe yarıyor mu?" sorusuna kimse sayıyla cevap veremez.
- Revizyon talepleri kişisel beğeniye dayanır, veriye değil.
Üstelik hedef yoksa başarı tanımı da yoktur. Bu yüzden proje hiçbir zaman bitmiş hissettirmez; her hafta biri yeni bir istek getirir.
Ben bu durumu ilk toplantıda şu soruyla test ederim: "Site yayına çıktıktan üç ay sonra hangi sonucu görürseniz memnun olursunuz?" Masadaki herkes farklı bir cevap veriyorsa, henüz tasarıma geçmeye hazır değilsiniz demektir.
Hedef belirleme hatasını nasıl çözersiniz?
Çözüm, siteye tek bir birincil hedef ve en fazla iki ikincil hedef yazmaktır. Birincil hedef, işletmenize doğrudan gelir getiren eylem olmalıdır: teklif formu, telefon araması, randevu ya da satın alma. İkincil hedefler ise bülten kaydı veya katalog indirme gibi ısınma adımları olabilir.
Hedefi yazarken üç soruyu cevaplayın. Ziyaretçi sitede tam olarak ne yapmalı? Bu eylem işletmeye ne değer katıyor? Altı ay sonra hangi sayıya bakarak başarılı olduğunuzu anlayacaksınız? Bu soruların cevabı, planlama dokümanının ilk sayfasında yer almalı.
Hedefi nasıl sayıya dökeceğinizi kurumsal web sitesinde dönüşüm hedefi belirleme yazısında ayrıntılı anlattım. Burada önemli olan, hedefi tasarım başlamadan önce herkesin onayına sunmanızdır. Böylece sonraki her tartışmada "bu karar hedefe hizmet ediyor mu?" diye sorabilirsiniz.
Örnek hesap olarak şöyle düşünebilirsiniz: bir hizmet firması ayda belirli sayıda nitelikli teklif talebi almak istiyor. Bu hedef, ana sayfadaki eylem çağrısını, form alanlarını ve reklam kurgusunu tek seferde belirler. Hedef değişirse bu üç karar da birlikte değişir.
Hata 2: Hedef kitleyi tanımadan site kurmak neye yol açar?
İkinci büyük hata, siteyi ziyaretçi için değil, şirketin kendisi için yazmaktır. "Biz kimiz" anlatısı sayfaları doldurur, ziyaretçinin sorusu ise cevapsız kalır. Ziyaretçi aradığı bilgiyi birkaç saniyede bulamazsa geri döner ve bu kaybı çoğu zaman fark etmezsiniz.
Hedef kitle tanımsız olduğunda dil de kararsızlaşır. Bir sayfada teknik terimler, diğerinde gündelik bir ton görürsünüz. Öte yandan fiyat, teslim süresi, garanti gibi karar verdiren bilgiler ya eksik kalır ya da sayfanın en altında kaybolur.
B2B projelerde bu hata iki katına çıkar, çünkü satın alma kararını tek kişi vermez. Teknik sorumlu, satın alma birimi ve yönetici aynı siteden farklı bilgi arar. Planlamada bu rolleri ayırmazsanız site hiçbirine yeterince ikna edici gelmez. Ayrıca reklam bütçeniz de yanlış kişiye gider.
Belirtiyi fark etmenin kolay bir yolu var. Sitenizin ana sayfasındaki cümlelerin kaçı "biz" ile, kaçı "siz" ile başlıyor? Oran büyük ölçüde "biz" tarafına kayıyorsa, site ziyaretçiyle değil kendisiyle konuşuyordur.
Web sitesi planlamada hedef kitleyi nasıl tanımlarsınız?
Web sitesi planlama sürecinde hedef kitleyi tanımlamanın en pratik yolu, satış ve müşteri hizmetleri ekibiyle bir saatlik görüşme yapmaktır. Onlara müşterilerin en sık sorduğu on soruyu, en sık itirazlarını ve satın almadan önce karşılaştırdıkları seçenekleri sorun. Bu liste, sitenin içerik haritasının ham maddesidir.
Ardından her kitle grubu için kısa bir profil yazın:
- Kim: rolü, sektörü, karar yetkisi.
- Ne arıyor: çözmek istediği sorun ve aciliyeti.
- Neden tereddüt ediyor: fiyat, güven, süre veya teknik uyum.
- Hangi kanıtı görmek istiyor: referans, sertifika, örnek iş, garanti.
Bu profilleri nasıl derinleştireceğinizi hedef kitle analizi rehberinde adım adım anlattım. Planlama aşaması için iki üç profil yeterli; amaç mükemmel persona değil, her sayfanın kime konuştuğunu bilmek.
Hata 3: İçeriği en sona bırakmak neden projeyi kilitler?
Klasik sıralama şöyledir: önce tasarım, sonra yazılım, en son "metinleri de siz gönderirsiniz". Bu sıralama neredeyse her projede aynı yerde tıkanır. Tasarımcı boş kutulara göre çizer, ardından metinler kutuya sığmaz ya da kutuyu dolduracak kadar içerik çıkmaz.
Üstelik içerik gecikmesi projenin en uzun gecikmesidir. Tasarımcı ve yazılımcı işini bitirir, site haftalarca "lorem ipsum" ile bekler. Sonunda aceleyle yazılan kısa ve genel metinler yayına çıkar. Bu metinler ne ziyaretçiyi ikna eder ne de arama motorunda görünür.
Google, arama sistemlerinin insanlara fayda sağlamak için hazırlanmış, güvenilir içeriği öne çıkarmayı hedeflediğini Search Central yardımcı içerik rehberinde açıkça yazıyor. Aceleyle doldurduğunuz sayfalar bu tanıma pek uymaz. Dolayısıyla içerik, dekorasyon değil sitenin asıl ürünüdür.
Ayrıca içerik gecikince tasarım da gerçekliğini yitirir. Kısa bir başlığa göre çizdiğiniz alana uzun bir ürün adı girdiğinde düzen dağılır. Ardından tasarımcı yeniden devreye girer ve takvim bir kez daha kayar.
İçerik öncelikli planlamayı nasıl uygularsınız?
İçerik öncelikli planlama, tasarım başlamadan önce her sayfanın amacını, ana mesajını ve bölüm başlıklarını yazmak demektir. Metnin tamamı hazır olmak zorunda değil, ama iskelet hazır olmalı. Tasarımcı böylece gerçek başlık uzunluklarına ve gerçek bölüm sayısına göre çalışır.
Pratikte şu sırayı öneriyorum:
- Site haritasını çıkarın ve her sayfaya tek bir amaç yazın.
- Her sayfa için hedeflediğiniz arama ifadesini belirleyin.
- Bölüm başlıklarını ve her bölümün cevapladığı soruyu yazın.
- Kanıt malzemesini toplayın: referans, fotoğraf, sertifika, rakam.
- Bu iskelet onaylandıktan sonra tasarıma geçin.
Arama ifadelerini sayfalara dağıtırken anahtar kelime haritalama yöntemini kullanabilirsiniz. Böylece iki sayfanın aynı ifade için yarışmasını da baştan engellersiniz.
Hata 4: Ölçüm planı olmadan yayına çıkmanın bedeli nedir?
Ölçüm planı olmayan bir site, yayına çıktığı gün kör başlar. Biri analiz kodunu ekler, ama kimse hangi eylemin önemli olduğunu tanımlamaz. Birkaç ay sonra rapor istediğinizde elinizde yalnızca ziyaretçi sayısı olur ve o sayı neredeyse hiçbir kararı desteklemez.
Bu hatanın en acı tarafı geriye dönük düzeltilememesidir. Form gönderimlerini üç ay boyunca ölçmediyseniz, o üç ayın verisini sonradan üretemezsiniz. Reklam verdiyseniz durum daha da kötüleşir, çünkü reklam sistemi neyi optimize edeceğini bilmez.
Google Analytics tarafında önemli eylemler artık "key event" (önemli etkinlik) adıyla anılıyor. Google, Analytics yardım sayfasında önemli etkinlik ile dönüşüm arasındaki farkı şöyle ayırıyor: önemli etkinlik işletme başarısı için kritik bir eylemi ölçer, dönüşüm ise Google Ads tarafında optimizasyon için kullandığınız eylemdir. Yani hangi etkinliğin önemli olduğuna siz karar vermezseniz, sistem de bilemez.
Üstelik ölçümsüz bir sitede her tartışma görüşe dayanır. Biri yeni tasarımın daha iyi olduğunu düşünür, diğeri eskisini özler; kimse elinde veri olmadan bir karara varamaz. Bu yüzden ölçüm planı tartışmaları sayıya bağlar ve toplantıları kısaltır.
Ölçüm planını yayından önce nasıl hazırlarsınız?
Ölçüm planı, hedeflerinizi ölçülebilir etkinliklere çeviren kısa bir tablodur. Her satırda bir eylem, o eylemi tetikleyen teknik olay, kaydedeceğiniz ek bilgiler ve sorumlu kişi yer alır. Bu tabloyu yazılımcıya tasarım aşamasında verin, yayından bir gün önce değil.
Planlamada şu kararları netleştirin:
- Hangi etkinlik önemli etkinlik olarak işaretlenecek: form, arama, satın alma.
- Kampanya trafiğini nasıl etiketleyeceksiniz; bunun için UTM oluşturucu ile ortak bir adlandırma kuralı belirleyin.
- Search Console mülkünü kim açacak ve kime erişim verecek.
- Raporu kim, hangi sıklıkla okuyacak.
Search Console'u ilk günden kurmanın nedenlerini Google Search Console rehberinde anlattım. Ayrıca hangi göstergeleri takip edeceğinizi dijital pazarlama KPI yazısında bulabilirsiniz.
Hata 5: Bütçeyi yalnızca tasarıma ayırmak neden risklidir?
Birçok işletme bütçeyi tek kalem olarak görür: sitenin yapım bedeli. Oysa bir sitenin gerçek maliyeti yapım, içerik, ölçüm, trafik ve bakım kalemlerinin toplamıdır. Bütçenin tamamını tasarıma harcadığınızda güzel ama boş ve ziyaretçisiz bir siteyle kalırsınız.
Bu hatanın tipik sonucu şudur: site yayına çıkar, ilk ay kimse gelmez, reklam için para kalmamıştır ve içerik üretecek kaynak da yoktur. Ardından "site işe yaramadı" kararını verirsiniz. Oysa sorun site değil, bütçe dağılımıdır.
Planlamada bütçeyi en az dört kaleme bölün: yapım, içerik ve görsel üretimi, ilk üç aylık trafik edinimi, yıllık bakım ve barındırma. Oranlar sektöre göre değişir; bu yüzden size sabit bir yüzde vermiyorum. Ancak trafik ve içerik kalemini sıfır bırakan bir planı ben başlatmam. Reklam tarafını nasıl boyutlandıracağınızı Google Ads bütçesi belirleme yazısında ele aldım.
Bir diğer tuzak da gizli maliyetlerdir. Lisanslı yazı tipleri, stok görseller, eklenti abonelikleri ve güvenlik sertifikası gibi kalemler genellikle teklifte yer almaz. Bu yüzden planlamada bunları ayrı bir satırda listelemenizi öneririm.
Hata 6: Sahiplik ve karar yetkisi belirsizse projeyi ne bekler?
Proje sahibinin belli olmadığı sitelerde kararlar ya hiç çıkmaz ya da en son görüş bildiren kişinin istediği olur. Tasarımı üç kez onaylarsınız, dördüncü kişi fikrini söyleyince her şeye baştan başlarsınız. Bu döngü takvimi ve bütçeyi eritir.
Sahiplik belirsizliğinin ikinci boyutu yayından sonra ortaya çıkar. Site kimin sorumluluğunda? İçeriği kim güncelleyecek, form mesajlarını kim okuyacak, alan adı yenilemesini kim takip edecek? Bu soruların cevabı yoksa site birkaç ay içinde eskir.
Çözüm basittir ama disiplin ister. Planlama dokümanına tek bir proje sahibi yazın; son onay yetkisi yalnızca ondadır. Görüş verecek kişileri de listeleyin ve görüş toplama için tarih koyun. Böylece herkes söz hakkını kullanır, ama kararlar takvimi bozmaz.
Sahipliği yazılı hale getirmek, ajansla ya da serbest çalışanla olan ilişkiyi de kolaylaştırır. Karşı taraf kime soracağını bilir, siz de hangi kararın kimde olduğunu takip edersiniz. Böylece e-posta zincirleri kısalır ve toplantı sayısı düşer.
Hesap ve erişim sahipliğini planlamada nasıl güvenceye alırsınız?
Sahipliğin teknik yüzü, hesapların kimin adına açıldığıdır. Alan adı, barındırma, analiz, Search Console ve reklam hesapları ajansın ya da tek bir çalışanın kişisel hesabında kalırsa, o kişi ayrıldığında erişim sorunu yaşarsınız. Bu sorunu projenin sonunda değil, başında çözmeniz gerekir.
Planlamada şu kuralı koyun: bütün hesaplar şirketin kurumsal e-posta adresiyle açılır, dış paydaşlar ise yalnızca kullanıcı olarak eklenir. Kurumsal adres altyapısını henüz kurmadıysanız alan adı uzantılı kurumsal e-posta yazısı başlangıç için işinizi görür.
Ayrıca kısa bir erişim listesi tutun: hangi hesap, kimin yetkisinde, hangi yetki düzeyinde. Bu liste bir sayfayı geçmez, ama yıllar içinde sizi çok sayıda krizden korur.
Hata 7: Teknik gereksinimleri tasarımdan sonra düşünmek neden sorun çıkarır?
Tasarım onaylandıktan sonra "sitemiz iki dilli olacaktı" ya da "stok sistemiyle bağlanması gerekiyor" bilgisi gelirse, mimari baştan değişir. Çok dilli yapı, adres düzeni, entegrasyonlar ve yönetim paneli ihtiyaçlarını planlama aşamasında yazmalısınız. Aksi halde yazılımcı sonradan yamalar ekler ve site kırılganlaşır.
Performans da bu gruptadır. Google'ın web.dev Core Web Vitals rehberi iyi deneyim için LCP'de 2,5 saniye, INP'de 200 milisaniye ve CLS'de 0,1 eşiğini, sayfa yüklemelerinin 75. yüzdelik dilimi üzerinden öneriyor. Ağır slayt ve video kararlarını planlamada bu eşiklere göre tartarsanız, sonradan hız için tasarımı bozmak zorunda kalmazsınız.
Hızın arama görünürlüğüne etkisini site hızı ve SEO yazısında ele aldım. Mevcut bir siteyi yeniliyorsanız, adres değişikliklerinin planını da bu aşamada yapın; aksi halde yıllarca biriktirdiğiniz trafiği riske atarsınız. Bu konuyu site yenilerken SEO'yu koruma rehberinde ayrıntılı işledim.
Özetle, teknik gereksinim listesi tasarım brifinin bir parçası olmalı. Tasarımcı hangi bileşenin panelden yönetileceğini, hangi alanın dile göre değişeceğini bilirse çok daha gerçekçi ekranlar üretir.
Hata 8: Rakibin sitesini kopyalamak bir strateji midir?
"Şu firmanın sitesi gibi olsun" cümlesi, planlama toplantılarında en sık duyduğum cümlelerden biridir. Referans göstermek faydalıdır, ama kopyalamak strateji değildir. Rakibin sitesi onun hedefine, onun kitlesine ve onun bütçesine göre kurulmuştur; üstelik o sitenin iyi çalıştığını da bilmiyorsunuz.
Kopyalamanın bir diğer sorunu farklılaşmayı yok etmesidir. Aynı yapı, aynı başlıklar ve aynı görsel dil kullanan iki firma arasında ziyaretçi yalnızca fiyata bakar. Oysa sitenin işi, sizi neden seçmeleri gerektiğini anlatmaktır.
Bunun yerine rakip incelemesini bir boşluk analizi olarak yapın. Rakipler hangi soruları cevaplamıyor? Hangi kanıtı göstermiyor? Hangi kitleyi ihmal ediyor? Bu boşluklar sizin konumlandırmanızın hammaddesidir. Arama tarafında bu analizi nasıl yapacağınızı SEO rakip analizi yazısında bulabilirsiniz.
Peki referans sitelerini nasıl kullanmalısınız? Beğendiğiniz her site için neyi beğendiğinizi tek cümleyle yazın: "ürün karşılaştırması net", "iletişim bilgisi kolay bulunuyor" gibi. Böylece tasarımcıya kopya değil, ilke aktarırsınız.
Hata 9: Yayın sonrasını planlamamak siteyi nasıl eskitir?
Birçok plan yayın günüyle biter. Oysa site, yayın günü değil, yayından sonraki aylarda iş getirir. Güncellenmeyen haber bölümü, eski tarihli kampanya afişi ve cevapsız kalan form mesajları, ziyaretçiye "burada kimse yok" mesajı verir.
Yayın sonrası plan en az şunları içermeli:
- İlk otuz gün için hata ve kırık bağlantı kontrolü.
- Aylık bir içerik güncelleme ya da ekleme takvimi.
- Yazılım, eklenti ve güvenlik güncellemeleri için sorumlu kişi.
- Üç ayda bir hedeflere göre performans değerlendirmesi.
İçeriği düzenli güncellemenin arama görünürlüğüne katkısını web sitesini güncel tutmak yazısında anlattım. Kısacası bakım planı, yapım planının doğal devamıdır ve aynı dokümanda yer almalı.
Bu dört maddeyi yazılı bir kurala dönüştürdüğünüzde, sitenin yaşı ilerledikçe değeri de artar; aksi halde her yıl biraz daha geriye düşer.
Hataları ve çözümleri tek tabloda nasıl görebilirsiniz?
Aşağıdaki tablo, yukarıda anlattığım hataları belirtisi ve çözümüyle birlikte özetliyor. Planlama toplantısında bu tabloyu açıp her satır için "bizde durum ne?" diye sormanızı öneririm.
| Hata | Tipik belirti | Çözüm |
|---|---|---|
| Hedefsiz başlamak | Ana sayfada çok sayıda eylem çağrısı | Tek birincil hedef, en fazla iki ikincil hedef |
| Hedef kitle tanımsız | Şirket odaklı metin, cevapsız sorular | Satış ekibiyle soru listesi ve kısa profiller |
| İçeriği sona bırakmak | Boş kutular, aceleyle yazılan metinler | Tasarımdan önce sayfa iskeleti |
| Ölçüm planı yok | Yalnızca ziyaretçi sayısı raporlanıyor | Önemli etkinlik tablosu ve UTM kuralı |
| Bütçe tek kalem | Yayından sonra trafik için kaynak yok | Yapım, içerik, trafik, bakım olarak dört kalem |
| Sahiplik belirsiz | Sonsuz onay döngüsü | Tek proje sahibi ve görüş takvimi |
| Hesaplar kişisel | Ayrılan kişiyle giden erişim | Kurumsal adresle açılan hesaplar |
| Teknik ihtiyaç geç | Tasarımdan sonra mimari değişikliği | Dil, entegrasyon ve hız ihtiyaçlarını baştan yazmak |
| Rakip kopyası | Farklılaşmayan mesaj | Boşluk analizi ve konumlandırma |
| Bakım planı yok | Eskiyen içerik, cevapsız formlar | Yayın sonrası takvim ve sorumlu |
Web sitesi planlama dokümanı hangi bölümleri içermeli?
İyi bir web sitesi planlama dokümanı uzun olmak zorunda değil; çoğu kurumsal proje için on sayfa yeterli. Önemli olan, her kararın yazılı olması ve herkesin aynı belgeye bakmasıdır. Benim projelerde kullandığım iskelet şöyle:
- Amaç ve hedefler: birincil hedef, ikincil hedefler, başarı ölçütü.
- Hedef kitle: iki üç kısa profil ve en sık sorulan sorular.
- Site haritası: sayfa listesi, her sayfanın amacı ve hedef arama ifadesi.
- İçerik planı: kim yazacak, ne zaman teslim edecek, hangi kanıtları kullanacaksınız.
- Ölçüm planı: önemli etkinlikler, etiketleme kuralı, raporlama sıklığı.
- Teknik gereksinimler: dil, entegrasyon, yönetim paneli, hız hedefi.
- Bütçe ve takvim: dört kalemli bütçe ve aşama tarihleri.
- Roller: proje sahibi, görüş verenler, yayın sonrası sorumlular.
Bu doküman, ajansla ya da serbest çalışanla konuşurken de size güç verir. Çünkü teklifleri aynı kapsama göre karşılaştırabilirsiniz. Tasarım hizmeti almadan önce sormanız gerekenleri UI/UX hizmeti almadan önce 12 kritik nokta yazısında topladım.
Web sitesi planlama sürecini haftalara nasıl bölebilirsiniz?
Web sitesi planlama sürecini takvime oturtmak, "planlama sonsuza kadar sürüyor" şikâyetini önler. Aşağıdaki dağılım orta ölçekli bir kurumsal site için benim kullandığım başlangıç aralığıdır. Saha tecrübesine dayanır, garanti değildir; sitenin büyüklüğüne göre esnetin.
- 1. hafta: hedef atölyesi, paydaş görüşmeleri, proje sahibinin belirlenmesi.
- 2. hafta: hedef kitle profilleri, rakip boşluk analizi, site haritası taslağı.
- 3. hafta: sayfa iskeletleri, ölçüm planı, teknik gereksinim listesi, bütçe dağılımı.
Üçüncü haftanın sonunda dokümanı proje sahibine onaylatın. Onaydan sonra gelen yeni talepleri ise "ikinci faz" listesine yazın. Böylece iyi fikirleri kaybetmezsiniz, ama takvimi de korursunuz. Bu disiplin, tasarım ve yazılım ekibinin rahat çalışmasını sağlar.
Planlama hatalarını yayından önce nasıl yakalarsınız?
Tasarıma geçmeden önce kısa bir "ön mortem" yapmanızı öneririm. Ekibi toplayın ve şu soruyu sorun: altı ay sonra bu site başarısız olduysa, neden olmuş olabilir? Bu soru, kimsenin dile getirmediği riskleri ortaya çıkarır.
Ayrıca üç basit test uygulayın. Birincisi, ana sayfanın tek cümlelik amacını beş farklı kişiye sorun; cevaplar farklıysa hedef net değildir. İkincisi, en önemli üç sayfanın iskeletini bir müşterinize okutun. Üçüncüsü, ölçüm planındaki her etkinliğin bir sorumlusu olduğunu kontrol edin.
Bu testler bir iki gün sürer, ama sonradan haftalarca sürecek revizyonları önler. Ziyaretçinin arayüzde takıldığı noktaları ise arayüz tasarımındaki UX hataları yazısında ayrıca ele aldım; o yazı planlamadan sonraki tasarım aşamasına odaklanıyor.
Ön mortem toplantısından çıkan her riski planlama dokümanındaki risk listesine ekleyin ve yanına bir önlem yazın. Liste kısa kalabilir; önemli olan riskin görünür olmasıdır.
Planlamayı kendiniz mi yapmalısınız, destek mi almalısınız?
Hedefi, kitleyi ve bütçeyi sizden daha iyi kimse bilemez; bu yüzden planlamanın sahibi her zaman sizsiniz. Ancak dışarıdan bir göz, ekibin içeriden göremediği boşlukları hızla gösterir. Özellikle ölçüm, teknik mimari ve arama stratejisi, deneyim isteyen alanlardır.
Benim önerim şu: hedef ve kitle bölümlerini kendi ekibinizle yazın, ardından teknik ve ölçüm bölümleri için destek alın. Bu şekilde hem kararların sahibi olarak kalırsınız hem de uzmanlık gerektiren noktalarda hata yapmazsınız. Web tasarım projelerimde planlamayı her zaman ayrı bir aşama olarak ele alıyorum ve dokümanı müşterinin kendisine teslim ediyorum.
Arama görünürlüğü baştan hedefinizse, planlamaya SEO danışmanlığı perspektifini de katın. Site haritası ve adres yapısı kararlarını sonradan değiştirmek, baştan doğru kurmaktan her zaman daha zordur.
Destek alırken de planlama dokümanının size ait olmasına dikkat edin. Doküman sizde kaldığı sürece ajans değiştirseniz bile birikimi kaybetmezsiniz.
Sonuç: Web sitesi planlama işine nereden başlamalısınız?
Her şeyden önce bir sayfalık bir hedef belgesiyle başlayın. Birincil hedefi, kitleyi ve başarı ölçütünü yazın, ardından proje sahibini belirleyin. Bu üç karar netleştiğinde içerik, ölçüm, bütçe ve teknik kararlar çok daha kolay akar.
Özetle, iyi bir site tasarım masasında değil, planlama masasında kazanırsınız. Yukarıdaki tabloyu kendi projenize uygulayın ve her satır için yazılı bir cevap üretin. Eksik kalan satırlar, projenizin risk listesidir. Planlama aşamasında birlikte çalışmak isterseniz iletişim sayfasından bana ulaşabilirsiniz.




