Arayüz Tasarımındaki UX Hataları Satışı Nasıl Düşürür? En Sık Yapılan 10 Hata

Bir web sitesinde satış çoğu zaman fiyat yüzünden değil, küçük sürtünmeler yüzünden kaçar. 2012'den beri müşteri sitelerini incelerken en sık gördüğüm tablo şu: reklam bütçesi artıyor, trafik geliyor, ama sepet ve form tarafında ziyaretçi sessizce siteyi terk ediyor. Bu yazıda arayüz tasarımındaki UX hataları arasından en sık karşılaştığım 10 tanesini topladım. Her hatanın satışa etkisini ve çözümünü, Baymard ve NN/g gibi kurumların araştırmalarına dayanarak anlatıyorum.
UX hataları nedir ve satışı nasıl düşürür?
UX hataları, ziyaretçinin bir sayfada amacına ulaşmasını zorlaştıran tasarım ve akış kusurlarıdır. Yavaş yükleme, belirsiz menü, gizli maliyet, uzun form veya okunmayan metin gibi sorunlar kullanıcıyı yorar. Sonuçta ziyaretçi satın almadan, form doldurmadan ya da aramadan sekmeyi kapatır ve satışı kaybedersiniz.
Burada önemli bir ayrım yapmak istiyorum. Bir sitenin çirkin olması tek başına bir UX hatası değildir. Asıl hata, müşterinin yapmak istediği işi engelleyen her ayrıntıdır. Örneğin çok şık bir ödeme sayfası bile kargo ücretini son adımda gösteriyorsa satış kaybettirir.
Ayrıca UX hataları nadiren tek başına gelir. Genellikle üç dört küçük sorun üst üste biner. Ziyaretçi birini tolere eder, ikincisinde tereddüt eder, üçüncüsünde sekmeyi kapatır. Bu yüzden aşağıdaki listeyi tek tek değil, bir bütün olarak okumanızı öneririm.
Peki bu hataları neden ekip içinde fark etmiyoruz? Çünkü siteyi her gün kullanan kişi, akışı ezbere bilir. Ziyaretçi ise sayfayı ilk kez görür ve her belirsizlikte durur. Bu yüzden iç ekibin "bizde sorun yok" yorumuna değil, gerçek kullanıcı davranışına bakmanızı öneririm.
Hangi araştırmalar bu hataların maliyetini gösteriyor?
Kendi gözlemlerimi anlatmadan önce sağlam bir zemine basmak istiyorum. Bu alanda en çok başvurduğum iki kaynak Baymard Institute ve Nielsen Norman Group. Baymard, e-ticaret ödeme akışları üzerine uzun yıllardır büyük ölçekli kullanılabilirlik testleri yürütüyor. NN/g ise kullanılabilirlik ilkelerinin temel referansı.
Baymard'ın sepet terk istatistikleri sayfası, 50 farklı çalışmanın ortalamasına göre sepet terk oranını yüzde 70,22 olarak veriyor. Yani sepete ürün ekleyen her on kişiden yedisi satın almadan vazgeçiyor. Üstelik Baymard, yalnızca ödeme tasarımını iyileştirerek dönüşüm oranında yüzde 35,26'ya varan bir artışın mümkün olduğunu raporluyor.
Öte yandan bu rakamları kendi sitenize doğrudan taşımayın. Baymard'ın verisi büyük ölçüde ABD ve Avrupa e-ticaretine ait. Türkiye'de kapıda ödeme, taksit ve havale gibi farklı alışkanlıklar var. Yine de terk nedenlerinin sıralaması, bizim pazarda da neye bakmanız gerektiğini gayet iyi gösteriyor.
NN/g'nin on kullanılabilirlik ilkesi ise listenin ikinci ayağı. Sistem durumunu göstermek, hataları önlemek, tutarlılık ve sade tasarım gibi ilkeler 1990'lardan beri geçerliliğini koruyor. Aşağıdaki 10 hatanın neredeyse hepsi bu ilkelerden birinin ihlali.
Hata 1: Yavaş yüklenen sayfalar satışı nasıl etkiler?
İlk hata, ziyaretçinin içeriği görmeden beklemesidir. Kullanıcı bir reklama tıklar, beyaz ekranla karşılaşır ve geri tuşuna basar. Bu durumda reklam bütçesini harcamış olursunuz, ama satış fırsatı sayfa açılmadan kaybolur.
Google bu deneyimi ölçmek için Core Web Vitals metriklerini kullanıyor. web.dev'deki resmi açıklamaya göre iyi eşikler şunlar: en büyük içerik öğesinin yükleme süresi 2,5 saniyeyi aşmamalı, etkileşime yanıt süresi (INP) 200 milisaniyenin altında kalmalı ve düzen kayması (CLS) 0,1'i geçmemeli. Sitenizin bu eşikleri sayfa ziyaretlerinin yüzde 75'inde tutturması gerekiyor.
Sahada en sık gördüğüm neden, optimize etmediğiniz büyük görseller ve gereksiz üçüncü taraf betikler. Özellikle sohbet balonu, ısı haritası ve birden fazla piksel aynı anda yüklendiğinde mobil cihazlarda sayfa belirgin şekilde ağırlaşıyor.
Çözüm için önce ölçün. Google Lighthouse ile performans testi yazısında adımları anlattım. Ardından görselleri WebP veya AVIF formatına çevirin, kullanılmayan betikleri kaldırın ve ana görseli öncelikli yükleyin. Hızın arama sıralamasıyla ilişkisini ise site hızı ve SEO yazısında ayrıca ele aldım.
Bir noktayı daha ekleyeyim. Reklam trafiğinde hız sorunu iki kez maliyet yaratır: önce tıklama ücretini ödersiniz, sonra o tıklamadan hiçbir sonuç alamazsınız. Dolayısıyla hız iyileştirmesi, reklam bütçesinin verimini de doğrudan artırır.
Hata 2: Belirsiz navigasyon müşteriyi neden kaybettirir?
İkinci hata, ziyaretçinin aradığını bulamamasıdır. Menüde "Çözümler", "Hizmetlerimiz" ve "Neler Yapıyoruz" gibi birbirine benzeyen etiketler varsa kullanıcı hangisine tıklayacağını bilemez. Sonuç olarak sayfalar arasında rastgele dolaşır ve bir süre sonra vazgeçer.
NN/g'nin ilkelerinden biri tam olarak bunu söyler: kullanıcıdan hatırlamasını değil, tanımasını bekleyin. Yani menü etiketlerini kullanıcının kendi kelimeleriyle yazmalısınız. Kurumsal jargon, iç ekipte anlamlı görünse de ziyaretçi için çoğu zaman bir bilmecedir.
Benim önerim şu adımlardan oluşuyor:
- Ana menüyü en fazla altı yedi başlıkla sınırlayın.
- Etiketlerde müşterinin arama yaparken kullandığı kelimeleri tercih edin.
- E-ticarette kategori isimlerini ürün tipine göre koyun, kampanya adına göre değil.
- Arama kutusunu mobilde de açıkta tutun, hamburger menünün içine gömmeyin.
- İletişim ve teklif bağlantısını her sayfada aynı yerde bırakın.
Bu arada navigasyonun SEO tarafı da var. Net bir menü, arama motorunun sayfalarınızın hiyerarşisini kavramasına da yardım eder. Bu dengeyi UX ve SEO dengesi yazısında daha ayrıntılı işledim.
Hata 3: Son adımda çıkan ek maliyetler neden sepeti terk ettirir?
Üçüncü hata, listenin en pahalısı. Baymard verisine göre, "sadece bakıyordum" diyenleri çıkardığınızda terk nedenlerinin başında yüzde 40 ile yüksek ek maliyetler geliyor: kargo, vergi ve hizmet bedelleri. Ayrıca kullanıcıların yüzde 12'si toplam tutarı en baştan göremediği için ayrılıyor.
Kullanıcının zihnindeki fiyat, ürün sayfasında gördüğü rakamdır. Ödeme adımında bu rakam yükseldiğinde, ziyaretçi kendini aldatılmış gibi hisseder. Dolayısıyla mesele yalnızca tutarın yüksekliği değil, sürprizin kendisidir.
Çözüm tarafında şunları uyguluyorum: kargo ücretini veya ücretsiz kargo eşiğini ürün sayfasında gösterin. Sepet sayfasında tahmini toplamı, kargo dahil olarak yazın. Kapıda ödeme ek ücreti gibi kalemleri de en baştan açıkça belirtin.
Üstelik bu düzeltme genellikle bir tasarımcı gününden fazlasını gerektirmez. Kod tarafında küçük bir değişiklik, ama güven tarafında büyük bir kazanç. E-ticaret sitelerinde ilk denetimde her zaman buraya bakıyorum; e-ticaret danışmanlığı sürecinde de ilk haftanın işi budur.
Örneğin bir müşterimin sitesinde kargo ücreti yalnızca son adımda çıkıyordu. Ücretsiz kargo eşiğini ürün sayfasına ve sepete taşıdık. Kesin bir oran paylaşmıyorum, çünkü aynı dönemde başka değişiklikler de oldu; ancak ödeme adımındaki kayıp belirgin şekilde azaldı.
Hata 4: Zorunlu üyelik neden satış kaçırır?
Dördüncü hata, ilk kez gelen müşteriden hesap açmasını istemektir. Baymard'ın listesinde kullanıcıların yüzde 18'i, site hesap oluşturmayı zorunlu tuttuğu için alışverişi yarıda bıraktığını söylüyor. Bu, ödeme sayfasının kapısına bir engel koymak demektir.
Firmaların üyeliği zorunlu tutmasının mantıklı bir nedeni var: müşteri verisini toplamak ve tekrar satış yapmak. Ancak bu hedefe ulaşmanın daha az zarar veren yolları mevcut. Örneğin misafir olarak ödeme seçeneğini en üstte sunabilir, hesap oluşturmayı ise sipariş tamamlandıktan sonra tek tıkla önerebilirsiniz.
Sipariş onay sayfasında "Şifre belirleyin, siparişinizi takip edin" gibi bir öneri çok daha yüksek kabul görür. Çünkü müşteri artık satın almıştır ve hesabın ona bir fayda sağladığını görür.
Kurumsal sitelerde de benzer bir sorunla karşılaşıyorum. Bir katalog veya fiyat listesi indirmek için uzun bir kayıt formu isteyen firmalar, potansiyel müşteriyi ilk adımda kaybediyor. Bu durumda yalnızca e-posta adresi istemek genellikle yeterli.
Üstelik zorunlu üyelik, şifre unutma sorununu da beraberinde getirir. Daha önce hesap açmış ama şifresini hatırlamayan müşteri, sıfırlama e-postasını beklerken çoğu zaman alışverişten vazgeçer. Bu nedenle e-posta ile tek kullanımlık kod gibi daha pratik giriş yöntemlerini de değerlendirebilirsiniz.
Hata 5: Uzun ve karmaşık formlar dönüşümü nasıl düşürür?
Beşinci hata, gereğinden fazla alan içeren formlardır. Baymard'ın ölçümüne göre ortalama bir ABD ödeme akışı 14,88 form alanı içeriyor. İdeal akış ise yalnızca 7 ile 8 alanla tamamlanabiliyor. Yani ortalama sitede alanların yaklaşık yarısı gereksiz.
Ayrıca uzun veya karmaşık ödeme süreci, kullanıcıların yüzde 17'sinin sepeti terk etme nedeni. Her ek alan, ziyaretçiye "bu iş ne kadar sürecek?" sorusunu yeniden sordurur.
Formları sadeleştirirken şu kontrol listesini kullanıyorum:
- Her alan için "bu bilgi olmadan sipariş veya teklif ilerler mi?" diye sorun.
- Ad ve soyadı tek alanda toplayın, fatura adresini varsayılan olarak teslimat adresiyle aynı yapın.
- İsteğe bağlı alanları açıkça "isteğe bağlı" diye işaretleyin veya tamamen kaldırın.
- Mobilde doğru klavyeyi açın: telefon alanında sayı tuş takımı, e-posta alanında @ işareti.
- Posta kodu gibi alanlardan şehir ve ilçeyi otomatik doldurun.
Randevu, teklif ve demo formlarına özel kuralları form tasarımı rehberinde ayrıca yazdım. Burada tekrar etmiyorum; ancak aynı ilke orada da geçerli: az alan, net etiket, anlık doğrulama.
Hata 6: Mobilde küçük dokunma alanları neden sorun yaratır?
Altıncı hata, parmakla dokunulmak için fazla küçük buton ve bağlantılardır. Masaüstünde fare imleciyle rahatça tıklanan bir bağlantı, telefonda yanlış öğeye dokunmaya yol açar. Kullanıcı istemediği sayfaya gider, geri döner ve sabrı azalır.
W3C'nin erişilebilirlik standardı WCAG 2.2, hedef boyutu kriterinde dokunma hedefleri için en az 24 x 24 CSS pikseli minimum olarak tanımlıyor. Bu bir alt sınır; pratikte ana butonlarda daha geniş alanlar kullanmanızı öneririm. Apple ve Google'ın tasarım rehberleri de daha büyük hedefler tavsiye ediyor.
Sahada özellikle üç yerde bu hatayı görüyorum: ürün adedi artırma ve azaltma butonları, filtre onay kutuları ve alt bilgideki sıkışık bağlantılar. Üstelik bu öğeler birbirine çok yakın durduğunda, sorun ikiye katlanır.
Çözüm için sitenizi gerçek bir telefonda, tek elle ve başparmakla kullanarak test edin. Ana satın alma butonunu ekranın alt kısmına, başparmağın rahat eriştiği bölgeye yerleştirin. Mobil tasarım yaklaşımının tamamını mobil öncelikli tasarım yazısında bulabilirsiniz.
Ayrıca mobilde butonların yalnızca boyutu değil, konumu da önemlidir. Örneğin sabit bir alt çubuk içindeki "Sepete Ekle" butonu, kullanıcı sayfanın neresinde olursa olsun ona ulaşmasını sağlar. Böylece uzun ürün sayfalarında karar anını kaçırmazsınız.
Hata 7: Düşük kontrast ve küçük yazı neden güveni zedeler?
Yedinci hata, açık gri zemin üzerine açık gri yazı gibi okunması zor metinlerdir. Tasarım dosyasında şık görünen bu tercih, güneş altında telefonuna bakan bir kullanıcı için metni neredeyse okunmaz hâle getirir.
WCAG 2.2, kontrast kriterinde normal metin için en az 4,5:1, büyük metin için ise en az 3:1 kontrast oranı istiyor. Bu oran yalnızca engelli kullanıcılar için değil, herkes için okunabilirliği artırır. Örneğin fiyat, stok durumu ve kargo bilgisi gibi karar metinlerinde bu oranın altında kalmak doğrudan satış kaybıdır.
Yazı boyutu da aynı ölçüde önemli. Mobilde gövde metninin 16 pikselin altına inmesi, kullanıcıyı yakınlaştırma yapmaya zorlar. Ayrıca çok uzun satırlar ve sıkışık satır aralığı okuma yorgunluğu yaratır.
Renk seçimi yaparken HTML renk kodları aracıyla tonları karşılaştırabilirsiniz. Metnin kendisinin anlaşılırlığını ölçmek için de okunabilirlik analizi aracını kullanabilirsiniz. Kısacası sade ve okunaklı metin, süslü ama okunmayan metinden her zaman daha çok satar.
Hata 8: Güven sinyallerinin eksikliği satın almayı nasıl durdurur?
Sekizinci hata, ziyaretçiye "bu siteye kart bilgimi verebilir miyim?" sorusunun cevabını vermemektir. Baymard verisinde kullanıcıların yüzde 19'u, siteye kredi kartı bilgisi konusunda güvenmediği için alışverişi bırakıyor. Ayrıca yüzde 13'ü iade politikasını yetersiz bulduğu için vazgeçiyor.
Güven, tek bir rozetle oluşmaz. Kullanıcı birden fazla küçük sinyali birlikte değerlendirir. Bu sinyallerin başında şunlar geliyor:
- Açık bir şirket unvanı, adres ve ulaşılabilir telefon numarası.
- Kolay bulunan, sade dille anlatan iade ve değişim koşulları.
- Ödeme adımında tanınan ödeme altyapısının logosu ve güvenli bağlantı göstergesi.
- Gerçek müşteri yorumları; tamamı beş yıldız olan yorumlar tam tersi etki yapabilir.
- Tutarlı ve özenli bir görsel dil; kırık görseller ve yazım hataları güveni hızla düşürür.
Bir de şunu belirteyim: sahte sayaçlar, "son 2 ürün" gibi uydurma aciliyet mesajları kısa vadede işe yarasa bile müşteri fark ettiğinde güveni kalıcı olarak zedeler. Bu yüzden müşterilerime bu tür taktikleri önermiyorum.
Güven sinyallerini yerleştirirken de ölçülü olun. Ödeme sayfasını onlarca rozetle doldurmak, tam tersine şüphe uyandırabilir. Kısacası kullanıcının o adımda sorduğu soruya cevap veren birkaç net sinyal, rastgele dizilmiş logolardan daha etkilidir.
Hata 9: Kötü hata mesajları formu neden yarıda bıraktırır?
Dokuzuncu hata, kullanıcı bir yanlış yaptığında ona ne olduğunu anlatmamaktır. "Geçersiz giriş" gibi genel bir mesaj ya da formun tamamen silinmesi, kullanıcıyı en baştan başlamaya zorlar. Pek çok kişi bu noktada formu kapatır.
NN/g ilkelerinden ikisi burada devreye girer: hataları önleyin ve kullanıcının hatayı tanıyıp düzeltmesine yardım edin. Yani iyi bir form önce hatayı engellemeye çalışır, olursa da çözümü açıkça söyler.
Pratikte şunları uyguluyorum. Hata mesajını ilgili alanın hemen altına yazın. Mesajda sorunu ve çözümü birlikte verin, örneğin "Telefon numarası 10 haneli olmalı". Kullanıcı alanı bitirdiğinde doğrulayın, her tuş vuruşunda değil. Hata olsa bile daha önce girilen bilgileri silmeyin.
Ayrıca Baymard'ın listesinde kullanıcıların yüzde 17'si site hataları ve çökmeler nedeniyle, yüzde 10'u ise reddedilen kart nedeniyle ayrılıyor. Kart reddedildiğinde de nedenini ve alternatif ödeme yolunu gösteren bir mesaj, satışın bir kısmını kurtarabilir.
Son olarak kullanıcıya süreç boyunca nerede olduğunu gösterin. "Adım 2 / 3" gibi basit bir ilerleme göstergesi, NN/g'nin sistem durumunu görünür kılma ilkesinin pratik bir karşılığıdır. Bu sayede kullanıcı işin ne kadar süreceğini bilir ve yarıda bırakma ihtimali azalır.
Hata 10: Dikkat dağıtan pop-up'lar ve karmaşık sayfalar neden zarar verir?
Onuncu hata, ziyaretçinin dikkatini asıl işten uzaklaştıran öğelerdir. Sayfa yüklenir yüklenmez çıkan bülten pop-up'ı, ekranı kaplayan çerez bandı, otomatik oynayan video ve aynı anda yanıp sönen kampanya bantları kullanıcıyı yorar.
NN/g'nin "estetik ve sade tasarım" ilkesi burada rehberdir: sayfadaki her fazla öğe, önemli bilgiyle yarışır ve onun görünürlüğünü azaltır. Üstelik kullanıcılar reklama benzeyen alanları görmezden gelmeye alışkındır. Bu nedenle önemli bir kampanyayı reklam bandı gibi tasarlarsanız, tam da bu yüzden fark edilmeyebilir.
Benzer bir sorun, aynı sayfada birden fazla eşit ağırlıkta ana buton kullanmaktır. "Hemen Al", "Teklif İste", "Bizi Arayın" ve "Kataloğu İndir" yan yana durduğunda kullanıcı karar veremez. Bu konuyu CTA butonu örnekleri yazısında detaylıca işledim.
Çözüm olarak her sayfa için tek bir birincil hedef belirleyin. Pop-up kullanacaksanız sayfa açılışında değil, belirli bir kaydırma derinliğinden veya çıkış niyetinden sonra gösterin. Mobilde ise içeriği kapatan geçiş reklamlarından kaçının.
Bu 10 hatanın satışa etkisi nasıl kıyaslanır?
Aşağıdaki tabloda on hatayı etki alanı, kaynak ve düzeltme zorluğuna göre özetledim. Zorluk sütunu, saha tecrübeme dayalı bir başlangıç tahminidir; garanti değil. Sitenizin altyapısına göre değişebilir.
| Hata | En çok etkilediği adım | Dayanak | Düzeltme zorluğu |
|---|---|---|---|
| Yavaş yükleme | İlk izlenim, reklam trafiği | Core Web Vitals eşikleri | Orta |
| Belirsiz navigasyon | Ürün veya hizmet bulma | NN/g: tanıma, hatırlama değil | Düşük |
| Gizli ek maliyetler | Sepet ve ödeme | Baymard: yüzde 40 | Düşük |
| Zorunlu üyelik | Ödeme başlangıcı | Baymard: yüzde 18 | Düşük |
| Uzun formlar | Ödeme ve teklif formu | Baymard: yüzde 17, 14,88 alan | Orta |
| Küçük dokunma alanları | Mobil gezinme | WCAG 2.2: 24 x 24 piksel | Düşük |
| Düşük kontrast | Karar metinleri | WCAG 2.2: 4,5:1 | Düşük |
| Güven eksikliği | Ödeme adımı | Baymard: yüzde 19 ve yüzde 13 | Orta |
| Kötü hata mesajları | Form tamamlama | NN/g: hata önleme ve kurtarma | Düşük |
| Dikkat dağıtan öğeler | Tüm sayfalar | NN/g: sade tasarım | Düşük |
Tablodan çıkan sonuç şu: en pahalı UX hataları çoğu zaman en ucuz düzeltilenlerdir. Bu nedenle büyük bir yeniden tasarıma girmeden önce bu listeyi bir kez gözden geçirmenizi öneririm.
UX hataları kendi sitenizde nasıl tespit edersiniz?
Listeyi okumak kolay, ama hangi hatanın sizin sitenizde olduğunu bulmak için veri gerekir. Ben denetimlerde üç kaynağı birlikte kullanıyorum.
Birincisi analitik verisi. GA4'te sepet, ödeme ve form adımları için bir huni raporu kurduğunuzda, kullanıcının en çok hangi adımda düştüğünü görürsünüz. Örneğin sepetten ödemeye geçiş iyi, ama ödemeden onaya geçiş zayıfsa sorun büyük olasılıkla maliyet, üyelik veya form tarafındadır.
İkincisi oturum kayıtları ve ısı haritaları. Kullanıcının aynı butona art arda tıkladığı, bir alanda uzun süre beklediği ya da sayfayı sürekli yukarı aşağı kaydırdığı anlar, sorunun yerini gösterir. Ancak bu araçları kurarken kişisel veri ve izin kurallarına dikkat etmelisiniz.
Üçüncüsü ve en değerlisi gerçek kullanıcı testi. Beş kişiye sitenizde belirli bir görevi yaptırın ve yalnızca izleyin. Kendi ekibinizin yıllardır görmediği UX hataları, ilk yarım saatte ortaya çıkar. Hunilerin kurulumunu merak ediyorsanız dönüşüm odaklı web tasarım yazısı iyi bir başlangıç noktası.
Bir uyarı da ekleyeyim. Isı haritası ve oturum kaydı araçları sayfaya ek betik yükler. Dolayısıyla bu araçları sürekli açık tutmak, birinci hatadaki hız sorununu kendiniz yaratmanıza yol açabilir. Ben bu araçları genellikle belirli bir inceleme dönemi için açıyor, veri toplandıktan sonra kapatıyorum.
Düzeltmelere hangi sırayla başlamalısınız?
Her şeyi aynı anda düzeltmeye çalışmak, genellikle hiçbirini bitirmemek demektir. Bu yüzden basit bir önceliklendirme kullanıyorum: etki büyüklüğü, etkilenen trafik ve düzeltme maliyeti.
- Önce ödeme ve form adımındaki hatalara bakın; burada kaybedilen ziyaretçi zaten satın almaya çok yakındı.
- Ardından mobil deneyimi ele alın; çoğu sektörde trafiğin büyük kısmı telefondan gelir.
- Sonra hız ve Core Web Vitals sorunlarını çözün; bu adım genellikle geliştirici zamanı ister.
- Son olarak navigasyon, içerik dili ve görsel sadeleştirme gibi daha geniş işlere geçin.
Her değişiklikten önce mevcut dönüşüm oranını not edin. Değişiklikten sonra en az birkaç hafta bekleyip karşılaştırın. Mümkünse A/B testiyle ilerleyin, çünkü mevsimsellik ve kampanyalar sonucu kolayca yanıltabilir.
Kısacası UX iyileştirmesi bir kerelik proje değil, düzenli bir bakım işidir. Ben müşterilerimde bu listeyi her çeyrekte yeniden gözden geçiriyorum.
UX hataları SEO performansını da etkiler mi?
Evet, dolaylı olarak etkiler. Google, Core Web Vitals ve mobil uyum gibi sayfa deneyimi sinyallerini sıralama sistemlerinde kullandığını açıklıyor. Ancak Google aynı zamanda içeriğin alaka düzeyinin çok daha belirleyici olduğunu da vurguluyor.
Yani hız sorununu çözmek sizi tek başına birinci sıraya taşımaz. Öte yandan iki benzer sayfa arasında deneyim farkı belirleyici olabilir. Üstelik aramadan gelen ziyaretçi kötü bir deneyim yaşayıp hemen geri dönerse, o trafiğin ticari değeri sıfıra iner.
Bu nedenle ben SEO ve UX çalışmasını ayrı bütçeler olarak değil, aynı hedefin iki parçası olarak planlıyorum. Sıralamayı SEO getirir, satışı ise UX tamamlar. Bu yaklaşımı UX ve SEO dengesi yazısında örneklerle anlattım.
Ayrıca erişilebilirlik iyileştirmeleri, örneğin kontrast ve anlamlı başlık yapısı, sayfanızı hem kullanıcı hem de arama motoru için netleştirir. Dolayısıyla bu çalışmalar iki tarafa birden yarar.
Pratikte ben bir sayfanın hem sıralama hem satış performansını aynı tabloda izliyorum. Örneğin organik trafiği artan ama dönüşümü düşen bir sayfa, bana içerikte değil deneyimde bir sorun olduğunu söyler. Böylece hangi ekibin hangi sayfaya odaklanacağını veriye göre belirlersiniz.
Yeni bir site yaptırırken bu hataları nasıl önlersiniz?
En ucuz UX düzeltmesi, hatayı hiç yapmamaktır. Yeni bir site veya yeniden tasarım projesine başlarken tasarımcı ya da ajansla şu konuları baştan konuşmanızı öneririm.
İlk olarak sitenin birincil hedefini yazılı hâle getirin: satış mı, teklif mi, telefon araması mı? Her sayfa tasarımını bu hedefe göre değerlendirin. İkinci olarak tasarım onayını masaüstü ekran görüntüsüyle değil, telefon prototipiyle verin.
Üçüncü olarak performans ve erişilebilirlik kriterlerini sözleşmeye ekleyin. Örneğin "ana sayfalar mobilde Core Web Vitals eşiklerini karşılayacak" gibi ölçülebilir bir madde, teslim sonrası tartışmaları önler. Son olarak ödeme ve form akışını yayına almadan önce gerçek kişilere test ettirin.
Benim web tasarım hizmetimde bu adımlar varsayılan olarak yer alıyor. Mevcut sitenizde bu 10 hatadan hangilerinin olduğunu görmek isterseniz iletişim sayfasından bana yazabilirsiniz.
Özetle, UX hatalarında nereden başlamalısınız?
Özetle UX hataları, ziyaretçinin satın alma isteğini sessizce söndüren küçük engellerdir. Baymard verisine göre sepet terk oranı yüzde 70'in üzerinde ve terk nedenlerinin önemli bir kısmı tasarımla çözülebilir. NN/g ilkeleri ve WCAG kriterleri de bu çözümlerin nasıl olması gerektiğini net biçimde tarif ediyor.
Benim önerim şu: bugün sitenizi telefonunuzdan açın ve bir müşteri gibi satın alma ya da teklif isteme sürecini baştan sona deneyin. Bu yazıdaki 10 maddeyi yanınızda tutun ve takıldığınız her yeri not edin. Böylece ilk iyileştirme listeniz, tek bir yarım saatte ortaya çıkar.
Son olarak şunu unutmayın: kusursuz bir site yok. Ama müşterisinin önündeki engelleri düzenli olarak kaldıran bir site, reklam bütçesinden de SEO emeğinden de çok daha fazla verim alır.




