Web Tasarım Nedir, Ne Değildir? Kapsamlı Web Tasarım Rehberi

Web tasarım nedir?
Web tasarım, bir web sitesinin ziyaretçiye nasıl görüneceğini, nasıl çalışacağını ve ziyaretçiyi hangi adıma yönlendireceğini planladığınız disiplindir. Sayfa düzeni, tipografi, renk, içerik hiyerarşisi, gezinme ve etkileşim kararlarını kapsar. Amacı güzel bir görüntü değil, işletmenin hedefine hizmet eden, kolay kullanılan bir deneyim kurmaktır.
Bu rehberde 2012'den beri sahada gördüklerimle web tasarımın sınırlarını çiziyorum: web geliştirmeden, UI ve UX tasarımdan, grafik tasarımdan farkını, yaygın yanlışları ve proje türlerini anlatıyorum. Ayrıca her başlıkta, konuyu daha derin işlediğim yazılara bağlantı veriyorum. Böylece bu sayfayı bir başlangıç haritası olarak kullanabilirsiniz.
Kısaca şunu akılda tutmanızı isterim: iyi bir web tasarım, ziyaretçinin aklındaki soruya en kısa yoldan cevap verir. Renkler, fotoğraflar ve animasyonlar bu cevaba eşlik eder; ancak cevabın yerine geçemez.
Web tasarım ne değildir?
Web tasarım yalnızca "güzel görünen bir site" değildir. Müşterilerimle yaptığım ilk görüşmelerde en sık duyduğum cümle "rakibinki gibi şık olsun" talebidir. Oysa şıklık tek başına satış getirmez. Ziyaretçi aradığını bulamıyorsa, en estetik sayfa bile boş bir vitrin olarak kalır.
Öte yandan web tasarım bir kerelik bir iş de değildir. Site yayına girdiği gün ürün, hizmet ve pazar değişmeye devam eder. Dolayısıyla tasarımın da ölçümle birlikte güncellenmesini planlamanız gerekir. Aşağıdaki liste, web tasarımla karıştırılan ama aslında ona eşit olmayan kavramları özetliyor:
- Logo ve renk seçimi: marka kimliğinin parçasıdır, sitenin tamamı değildir.
- Hazır bir temayı kurmak: bir başlangıç noktasıdır, tasarım kararlarının yerine geçmez.
- Kod yazmak: geliştirme işidir; tasarım ise ne yazılacağını belirler.
- Fotoğraf ve banner hazırlamak: grafik üretimdir, sayfa kurgusu değildir.
- Tek seferlik bir teslimat: site, yayından sonra da bakım ve iyileştirme ister.
Bir de şu yanılgıyı sık görüyorum: "Tasarım zevk meselesidir." Aslında zevk, kararların yalnızca küçük bir bölümünü etkiler. Buton rengini tartışmak yerine ziyaretçinin hangi soruyla geldiğini ve hangi adımda vazgeçtiğini konuşmak çok daha verimlidir. Çünkü bu sorular ölçülebilir; zevk ise kişiden kişiye değişir ve toplantıları uzatır.
Bu ayrımı baştan netleştirdiğinizde hem teklifleri daha doğru okursunuz hem de ekibinizden neyi beklemeniz gerektiğini bilirsiniz.
Web tasarım ile web geliştirme arasındaki fark nedir?
Web tasarım sitenin ne yapacağını ve nasıl görüneceğini tanımlar; web geliştirme ise bu tanımı çalışan koda dönüştürür. Tasarımcı sayfa şablonlarını, bileşenleri ve etkileşim kurallarını hazırlar. Geliştirici bu kararları HTML, CSS, JavaScript ve sunucu tarafı yazılımla hayata geçirir. İki rol birbirine bağlıdır, ancak aynı yetkinliği istemez.
| Konu | Web tasarım | Web geliştirme |
|---|---|---|
| Temel soru | Ziyaretçi ne görmeli, ne yapmalı? | Bu nasıl çalışır ve güvenli kalır? |
| Çıktı | Site haritası, tel kafes, arayüz dosyaları, bileşen kütüphanesi | Kod, veri tabanı, entegrasyonlar, sunucu ayarları |
| Araçlar | Figma, prototip araçları, kullanıcı testi | Kod editörü, CMS, sürüm kontrolü, test ortamı |
| Başarı ölçütü | Anlaşılırlık, dönüşüm, marka tutarlılığı | Hız, kararlılık, güvenlik, bakım kolaylığı |
| Hata örneği | Butonun ne yaptığı anlaşılmıyor | Buton tıklanınca form gitmiyor |
Sahada gördüğüm en pahalı sorun, iki rolün birbirinden habersiz ilerlemesidir. Tasarımcı geliştirmenin sınırlarını bilmeden ekran çizer, geliştirici de eksik kalan durumları kendi yorumuyla tamamlar. Sonuçta ortaya ne tasarımcının ne de müşterinin istediği bir sayfa çıkar. Bu yüzden iki tarafı haftalık kısa görüşmelerle aynı masada tutmanızı öneririm.
Küçük projelerde iki rolü aynı kişi üstlenebilir. Ancak kurumsal projelerde işleri ayırmak, sorumluluğu netleştirir. Örneğin bir form hatası çıktığında sorunun tasarım kararından mı, koddan mı kaynaklandığını hızlıca ayırt edersiniz.
UI ve UX tasarım web tasarımın neresinde durur?
UX (kullanıcı deneyimi) tasarımı, ziyaretçinin siteye geliş amacından hedefe ulaşmasına kadar geçen yolculuğu kurgular. UI (kullanıcı arayüzü) tasarımı ise bu yolculuğun ekrandaki görünümünü belirler: buton, form alanı, tipografi, boşluk ve renk. Yani UX "hangi adımlar olmalı" sorusunu, UI ise "bu adımlar nasıl görünmeli" sorusunu cevaplar.
Web tasarım bu ikisini kapsayan bir şemsiyedir. Üstelik iyi bir UX kararı, kötü bir UI ile boşa gidebilir. Örneğin teklif formunu doğru sayfaya koyarsınız, fakat gönder butonu arka planla yeterince ayrışmazsa ziyaretçi onu görmez. Sahada bu iki katmanın birbirinden koptuğu projelerde dönüşüm neredeyse her zaman beklentinin altında kalıyor.
Arayüzdeki tipik hataları ve bunların satışa etkisini UX hataları yazısında ayrıntılı anlattım. Eğer bir ajanstan UI/UX hizmeti almayı düşünüyorsanız, UI/UX tasarım hizmeti almadan önce kontrol etmeniz gereken noktalar size soru listesi sağlar.
Pratikte UX kararlarını belgelemek de önemlidir. Kullanıcı yolculuğunu basit bir akış şemasıyla çizerseniz, ekipteki herkes aynı resmi görür. Örneğin "hizmet sayfası, referans, teklif formu" gibi üç adımlık bir akış, tartışmayı somutlaştırır. Ardından UI tasarımcı bu akışın her adımı için ekran hazırlar ve eksik adımlar kendiliğinden ortaya çıkar.
Grafik tasarım ile web tasarım aynı şey mi?
Hayır. Grafik tasarım sabit bir yüzey için görsel iletişim üretir: afiş, broşür, ambalaj, sosyal medya görseli. Web tasarım ise ekran boyutu değişen, tıklanan, kaydırılan ve yüklenmesi süre alan bir ortam için çalışır. Bu nedenle bir grafik tasarımcının güçlü görsel sezgisi değerlidir, ancak tek başına yeterli olmaz.
Fark en çok üç noktada ortaya çıkar. Birincisi, tarayıcı web sayfasını farklı genişliklerde yeniden dizer; tasarımı tek bir ölçü için değil, bir aralık için düşünürsünüz. İkincisi, her görsel sayfa ağırlığını artırır ve hızı etkiler. Üçüncüsü, metni hem insan hem arama motoru okur; bu yüzden yazıyı görselin içine gömmek iyi bir fikir değildir.
Basılı kurumsal kimliğinizi ekrana taşırken bu farklar daha da belirginleşir. Bu geçişte neleri koruyup neleri uyarlamanız gerektiğini basılı kimliği dijitale taşıma rehberinde anlattım. Kimliğin kendisini sıfırdan kurmanız gerekiyorsa marka kimliği hizmeti sayfasına göz atabilirsiniz.
Web tasarım süreci hangi aşamalardan oluşur?
Web tasarım süreci keşifle başlar, yayından sonraki ölçümle devam eder. Aşamaların adı ekipten ekibe değişse de mantık aynıdır. Benim projelerde izlediğim sıra şöyledir:
- Keşif: işletmenin hedefini, hedef kitleyi ve rakipleri anlarsınız.
- Site haritası: hangi sayfaların olacağına ve birbirine nasıl bağlanacağına karar verirsiniz.
- Tel kafes (wireframe): renksiz, gri kutularla sayfa düzenini kurarsınız.
- Görsel tasarım: tipografi, renk, bileşen ve görsel dili belirlersiniz.
- Prototip ve test: tıklanabilir taslağı gerçek kullanıcılara ya da ekibe test ettirirsiniz.
- Geliştirme: tasarımı koda, CMS'e ve entegrasyonlara dönüştürürsünüz.
- Yayın öncesi kontrol ve yayın: formları, hızı, SEO etiketlerini ve ölçümü doğrularsınız.
- Ölçüm ve iyileştirme: gerçek veriyle sayfaları güncellersiniz.
Bu sırada en çok atlanan adım keşiftir. Oysa hedef kitleyi tanımadan verdiğiniz her tasarım kararı bir tahmindir. Bu yüzden hedef kitle analizini tasarıma başlamadan önce tamamlamanızı öneririm. Arayüz aşamasının araç tarafını merak ediyorsanız Figma ile arayüz tasarımı yazısı adım adım anlatıyor.
Web tasarım türleri nelerdir?
Web tasarım türlerini sitenin amacına göre ayırmak en pratik yoldur. Her tür farklı bir sayfa yapısı, farklı bir içerik yoğunluğu ve farklı bir başarı ölçütü ister. En sık karşılaştığım türler şunlardır:
- Kurumsal site: şirketi, hizmetleri ve referansları anlatır; hedef genellikle teklif ya da görüşme talebidir.
- E-ticaret sitesi: ürün listeleme, filtre, sepet ve ödeme akışına odaklanır.
- Açılış sayfası (landing page): tek bir kampanya ya da hizmet için tek bir eyleme yönlendirir.
- İçerik ve blog sitesi: okunabilirlik, arama görünürlüğü ve abonelik öne çıkar.
- Portal ve web uygulaması: giriş yapan kullanıcıya işlev sunar; panel, rapor, form yoğundur.
- Kişisel ve portfolyo sitesi: tek bir kişinin ya da stüdyonun işlerini sergiler.
Sektör de türü etkiler. Örneğin bir üretim firmasının sitesinde bayi, ihracat ve teknik doküman ihtiyacı öne çıkar; bu ayrıntıları sanayi ve üretim firmaları için web tasarım yazısında ele aldım. Dolayısıyla "hangi tür" sorusunu, "sitenin ana işi ne" sorusuyla birlikte cevaplamanız gerekir.
Kişisel gözlemim şu: türü yanlış seçmek, tasarımı yanlış yapmaktan daha çok zarar verir. Tek bir hizmet satan bir işletme için on beş sayfalık kurumsal site kurmak, ziyaretçiyi gereksiz sayfalar arasında dolaştırır. Tersine, geniş ürün yelpazesi olan bir firmayı tek sayfaya sıkıştırmak da bilgiyi boğar. Bu nedenle türe karar vermeden önce ziyaretçinin ilk sorusunu yazıya dökmenizi öneririm.
Hazır tema mı, özel tasarım mı tercih etmelisiniz?
Cevap bütçenize, zaman planınıza ve sitenin ne kadar farklılaşması gerektiğine bağlıdır. Hazır tema hızlı başlar ve maliyeti düşüktür. Buna karşılık tema, sizin ihtiyacınıza göre değil, olabildiğince çok kişiye uyacak şekilde üretilmiştir. Bu yüzden çoğu zaman kullanmadığınız özellikleri de yükler.
Özel tasarım ise içeriğinizden ve hedefinizden yola çıkar. Sayfa yapısını sizin satış sürecinize göre kurarsınız; gereksiz kod taşımazsınız. Öte yandan süre ve bütçe daha fazladır, ayrıca iyi bir keşif aşaması ister. Keşfi atlanan özel tasarım, pahalı bir hazır temadan farksız hâle gelir.
Sahada izlediğim yol şöyle: işletme yeni kuruluyorsa ve mesajı henüz oturmadıysa sade bir hazır yapıyla başlamak mantıklıdır. Site satışın ana kanalı hâline geldiyse ya da rakiplerden ayrışmanız gerekiyorsa özel tasarıma geçmek genellikle karşılığını verir. Her iki durumda da tema ya da tasarım kararını hız ve bakım kolaylığı açısından da değerlendirmelisiniz.
Hangi yolu seçerseniz seçin, lisans ve güncelleme konusunu da sorun. Ücretli temaların çoğu yıllık güncelleme lisansıyla gelir; lisans biterse güvenlik yamalarını alamayabilirsiniz. Özel tasarımda ise kodun sahibi siz olursunuz, fakat bakımı yapacak birini bulmanız gerekir. Kısacası iki seçenek de bakım planı olmadan eksik kalır.
Responsive ve mobil öncelikli tasarım neden temel şart?
Çünkü ziyaretçilerinizin önemli bir kısmı siteye telefondan gelir ve Google da siteleri dizine eklerken ağırlıklı olarak mobil sürümü kullanır. Mobil öncelikli tasarım yaklaşımında önce küçük ekran için karar verirsiniz, ardından büyük ekranlara genişletirsiniz. Böylece gereksiz öğeleri baştan elersiniz.
Responsive tasarım ise aynı sayfanın her ekran genişliğinde düzgün dizilmesi demektir. Ancak "sığıyor" olması yetmez. Dokunma hedefleri yeterince büyük olmalı, formlar tek elle doldurulabilmeli, telefon numarası tek dokunuşla aranabilmelidir. Masaüstünde güzel duran üç sütunlu bir yapı, telefonda uzun ve yorucu bir kaydırmaya dönüşebilir.
Google, mobil öncelikli dizine eklemenin ayrıntılarını Search Central belgesinde açıklıyor. Kendi sitenizin durumunu görmek için mobil uyumluluk testi rehberini izleyebilirsiniz.
Web tasarım hakkında en yaygın yanlışlar nelerdir?
Yıllar içinde aynı yanlış inançların projeleri tekrar tekrar yavaşlattığını gördüm. Bunları baştan bilmek, hem bütçenizi hem de zamanınızı korur. En sık karşılaştıklarım şunlar:
- "Önce tasarım, içerik sonra gelir." Gerçek içerik olmadan tasarlanan sayfalar, metin girilince bozulur.
- "Ne kadar çok animasyon, o kadar modern." Fazla hareket hızı düşürür ve dikkat dağıtır.
- "Ana sayfa her şeyi anlatmalı." Ziyaretçilerin önemli bir kısmı iç sayfalardan girer.
- "Slider'a beş kampanya koyalım." Ziyaretçilerin çoğu döngüdeki ikinci ve üçüncü görsele hiç ulaşmaz.
- "SEO'yu yayından sonra hallederiz." Sayfa yapısına ve adreslere tasarım aşamasında karar verirsiniz.
- "Site bir kez yapılır, yıllarca kalır." Pazar değişir; site de ölçümle birlikte değişmelidir.
Bu listedeki her madde, sahada bir müşterinin bütçesini doğrudan etkilediği için buradadır. Örneğin içeriği sona bırakan projelerde tasarım dosyası neredeyse her zaman ikinci bir tura girer. Bu da hem takvimi hem de maliyeti uzatır.
Bu yanlışların ortak noktası, kararı ziyaretçi yerine ekibin iç tercihlerine göre vermektir. Toplantı odasında herkes kendi bölümünü ana sayfada görmek ister. Ancak ziyaretçi şirketin organizasyon şemasıyla ilgilenmez; kendi sorununa çözüm arar. Dolayısıyla her tartışmada "bu öğe ziyaretçinin hangi sorusunu cevaplıyor" diye sormak, çoğu anlaşmazlığı kısa sürede çözer.
İyi bir web tasarımı nasıl anlarsınız?
İyi bir web tasarımı, ziyaretçinin ilk birkaç saniyede üç soruya cevap bulmasından anlarsınız: burası ne, bana ne faydası var, şimdi ne yapmalıyım? Bu soruların cevabı ekranın üst kısmında net değilse, renk paleti ne kadar başarılı olursa olsun sayfa işini yapmıyor demektir.
Ayrıca birkaç somut kontrol yapabilirsiniz. Birincisi, sayfadaki ana eylem çağrısı tek ve belirgin mi? CTA butonu örnekleri bu konuda iyi bir referans verir. İkincisi, metinleri kısa paragraflara ve anlamlı ara başlıklara ayırdınız mı? Üçüncüsü, form yalnızca gerçekten gereken alanları mı istiyor?
Son olarak, tasarımın bir hedefe bağlı olup olmadığına bakın. Site "teklif talebi", "arama" ya da "satın alma" gibi ölçülebilir bir hedef için kurgulanmadıysa, iyi mi kötü mü olduğunu kimse söyleyemez. Hedef belirlemeyi dönüşüm hedefi yazısında ayrıntılandırdım; tasarım ile dönüşüm ilişkisini ise dönüşüm odaklı web tasarım rehberinde anlattım.
Erişilebilirlik tasarımın bir parçası mıdır?
Evet, erişilebilirlik sonradan eklenen bir özellik değil, tasarımın temel bir katmanıdır. Görme, işitme, hareket ya da bilişsel farklılığı olan kullanıcıların da sitenizi kullanabilmesi gerekir. Bu konuda uluslararası referans W3C'nin WCAG 2.2 yönergeleridir; yönergeler A, AA ve AAA olmak üzere üç uyum düzeyi tanımlar.
Tasarım aşamasında alacağınız birkaç karar, erişilebilirliğin büyük bölümünü çözer. Metin ile arka plan arasında yeterli kontrast bırakırsınız. Bilgiyi yalnızca renkle değil, metin ya da simgeyle de verirsiniz. Form alanlarına görünür etiket koyarsınız. Klavyeyle gezinen biri için odak göstergesini gizlemezsiniz. Renk kodlarını seçerken HTML renk kodları aracı işinizi kolaylaştırabilir.
Üstelik erişilebilir bir site herkese daha rahat bir deneyim sunar. Güneş altında telefona bakan biri de yüksek kontrasttan, tek eliyle ekranı kullanan biri de büyük dokunma hedeflerinden faydalanır. Kısacası erişilebilirlik küçük bir azınlık için yapılan bir iyilik değil, genel kaliteyi yükselten bir disiplindir.
Erişilebilirliği test etmek için pahalı araçlara hemen ihtiyacınız yoktur. Önce sitenizi yalnızca klavyeyle gezmeyi deneyin: sekme tuşuyla her bağlantıya ve form alanına ulaşabiliyor musunuz? Ardından ekranı büyüterek metnin taşıp taşmadığına bakın. Bu iki basit deneme, sahada gördüğüm hataların önemli bir kısmını ortaya çıkarıyor.
Site hızı bir tasarım kararı mıdır?
Büyük ölçüde evet. Sayfaya koyduğunuz her büyük görsel, her video arka planı, her ek yazı tipi ve her kaydırma efekti yüklenme süresine eklenir. Bu yüzden hızı yalnızca geliştiriciye bırakmak yerine, tasarım aşamasında bir bütçe olarak düşünmeniz gerekir.
Google, kullanıcı deneyimini ölçmek için Core Web Vitals adını verdiği üç metriği kullanır. web.dev belgelerine göre iyi sayılan eşikler şunlardır: en büyük içerikli boyama (LCP) için 2,5 saniye, etkileşimden sonraki boyama (INP) için 200 milisaniye, kümülatif düzen kayması (CLS) için 0,1. Özellikle CLS doğrudan tasarımla ilgilidir; boyutu belirtilmemiş görseller ve sonradan açılan bantlar sayfayı kaydırır.
Pratikte şunları öneririm: görselleri yüklemeden önce küçültün, bunun için resim küçültme aracını kullanabilirsiniz. Yazı tipi sayısını ikiyle sınırlayın. Ardından sayfayı Lighthouse ile test edin. Hızın sıralamaya etkisini ise site hızı ve SEO yazısında ele aldım.
Bir uyarı da eklemeliyim: laboratuvar testindeki yüksek puan, gerçek kullanıcıların da hızlı bir deneyim yaşadığı anlamına gelmez. Eski telefonlar ve zayıf mobil bağlantılar sonucu değiştirir. Bu yüzden yayından sonra gerçek kullanıcı verisini Search Console üzerinden ayrıca izlemenizi öneririm.
SEO ile web tasarım nasıl birlikte çalışır?
SEO ile web tasarım aynı temelin iki yüzüdür. Tasarım aşamasında belirlediğiniz sayfa yapısı, adresler, başlık hiyerarşisi ve iç bağlantılar, arama motorunun siteyi nasıl anlayacağını doğrudan etkiler. Dolayısıyla SEO'yu yayından sonraya bırakmak, evin temelini attıktan sonra tesisatı düşünmeye benzer.
Tasarımcının bilmesi gereken birkaç temel var. Her sayfada tek bir ana başlık olmalıdır. Önemli metinleri görselin içine gömmemeli, gerçek metin olarak yazmalısınız. Menü, arama motorunun da takip edebileceği bağlantılardan oluşmalıdır. Google'ın SEO başlangıç kılavuzu bu temelleri resmi olarak özetler.
Bununla birlikte kullanıcı deneyimi ile SEO bazen çatışır gibi görünür: tasarımcı sade bir sayfa ister, SEO uzmanı daha fazla metin ister. Bu dengeyi UX ve SEO dengesi yazısında anlattım. Mevcut bir siteyi yeniliyorsanız, sıralamanızı korumak için site yenilerken SEO koruma rehberini mutlaka okuyun.
İçerik tasarımdan önce mi gelmelidir?
Mümkün olduğunca evet. Tasarım içeriği taşıyan bir kaptır; kabın ölçüsünü içeriği bilmeden belirlerseniz ya taşar ya da boş kalır. Bu yüzden projelerde en azından ana sayfa, hizmet sayfaları ve iletişim sayfası için gerçek metin taslağını tasarımdan önce istiyorum.
"Lorem ipsum" gibi yer tutucu metinlerle yapılan tasarımlar ilk sunumda kusursuz görünür. Ancak gerçek başlık iki satıra taşınca, hizmet açıklaması beklenenden uzun çıkınca ya da müşteri yorumları hiç gelmeyince düzen dağılır. Sonuç olarak tasarım ikinci bir tura girer ve takvim kayar.
İçeriği baştan planlamak ayrıca SEO açısından da avantaj sağlar. Hangi sayfanın hangi arama niyetine cevap vereceğine önceden karar verirsiniz. Bu eşleştirmeyi anahtar kelime haritalama yazısında adım adım anlattım. Metni yazarken de SEO uyumlu içerik rehberinden yararlanabilirsiniz.
Ek olarak, müşteriden içerik isterken ona bir şablon vermenizi öneririm. Her hizmet sayfası için "kimin sorununu çözüyor, nasıl çözüyor, kanıtınız ne, sonraki adım ne" gibi dört soruluk bir form, boş sayfa korkusunu ortadan kaldırır. Böylece metinler aynı yapıda gelir ve tasarım ekibi bekleme yapmadan ilerler.
Site yayına girince web tasarım işi biter mi?
Hayır, aslında asıl öğrenme yayından sonra başlar. Tasarım aşamasındaki her karar bir varsayımdır; gerçek ziyaretçi verisi bu varsayımları doğrular ya da çürütür. Bu nedenle yayın gününü bir bitiş çizgisi değil, ölçüm döneminin başlangıcı olarak görmenizi öneririm.
İlk haftalarda şu sorulara cevap ararım: ziyaretçiler hangi sayfalardan giriyor, nerede ayrılıyor, formu başlatıp yarıda bırakan var mı, mobilde bir öğe ters mi çalışıyor? Bu cevapları almak için ölçüm kodlarını yayından önce doğru kurmanız gerekir. Kampanya trafiğini ayırt etmek için bağlantılarınızı UTM oluşturucu ile etiketleyebilirsiniz.
Ardından küçük ve ölçülebilir iyileştirmeler yaparsınız. Başlığı netleştirmek, formu kısaltmak, bir güven unsurunu yukarı taşımak gibi. Arama tarafındaki performansı da Google Search Console üzerinden takip edersiniz. Böylece site, pazarınızla birlikte olgunlaşır.
İyileştirme sırasında bir kuralım var: aynı anda tek bir değişiklik yapın ve sonucunu en az birkaç hafta izleyin. Başlığı, formu ve görseli aynı gün değiştirirseniz hangi değişikliğin etkili olduğunu bilemezsiniz. Ayrıca her değişikliği tarihiyle birlikte basit bir tabloya yazın. Aylar sonra bir düşüş ya da artış gördüğünüzde bu kayıt size neyin işe yaradığını gösterir.
Bir web tasarım projesinde kim ne yapar?
Rol dağılımı projenin büyüklüğüne göre değişir, ancak işlevler hep aynıdır. Küçük bir projede bir kişi birden fazla rolü üstlenir; kurumsal projede her rol ayrı bir uzmanlık ister. Temel roller şunlardır:
- Proje yöneticisi: takvimi, kapsamı ve iletişimi yönetir.
- UX tasarımcı: kullanıcı yolculuğunu, site haritasını ve tel kafesleri hazırlar.
- UI tasarımcı: görsel dili, bileşenleri ve ekran tasarımlarını üretir.
- İçerik yazarı: sayfa metinlerini, başlıkları ve mikro metinleri yazar.
- Geliştirici: tasarımı koda, CMS'e ve entegrasyonlara dönüştürür.
- SEO ve ölçüm uzmanı: adres yapısını, etiketleri ve analitik kurulumunu kontrol eder.
İşletme tarafında da bir karar vericiye ihtiyaç vardır. Sahada en çok geciken projeler, müşteri tarafında onay verecek kişinin belli olmadığı projeler oluyor. Bu nedenle başlangıçta sizin tarafınızda kimin son sözü söyleyeceğini yazılı olarak netleştirmenizi öneririm.
Web tasarım hizmeti alırken nelere bakmalısınız?
Önce portfolyoya değil, sürece bakın. Güzel ekran görüntüleri herkeste vardır; asıl fark, ajansın ya da serbest çalışanın işinizi anlamak için hangi soruları sorduğunda ortaya çıkar. Keşif aşaması olmayan bir teklif, büyük ihtimalle hazır bir kalıbı size uyarlayacaktır.
Ayrıca sahiplik konusunu netleştirin. Alan adı, barındırma hesabı, tasarım dosyaları ve yönetim paneli kimin adına kayıtlı olacak? Proje bittiğinde bu erişimlerin tamamı sizde olmalıdır. Bunun yanında yayından sonraki bakım, güvenlik güncellemeleri ve destek süresinin teklifte yazılı olup olmadığını kontrol edin.
Son olarak ölçüm ve SEO'nun kapsamda olup olmadığını sorun. Birçok teklifte "SEO uyumlu" ifadesi geçer, fakat neyi kapsadığı yazmaz. Ben kendi web tasarım hizmetimde keşif, içerik planı, teknik SEO temeli ve ölçüm kurulumunu tek süreçte ele alıyorum. Hangi yolu seçerseniz seçin, aynı soruları her teklif sahibine sormanız karşılaştırmayı kolaylaştırır.
Bunun yanında teklifleri karşılaştırırken yalnızca toplam fiyata bakmayın. Hangi kalemlerin dahil olduğunu satır satır yazdırın: kaç sayfa, kaç revizyon turu, içerik girişi kimde, eğitim var mı, yayından sonra kaç ay destek veriliyor? Aynı listeyi her teklife uyguladığınızda, ucuz görünen bir teklifin aslında daha dar bir kapsam sunduğunu kolayca görürsünüz.
Web tasarıma nasıl bakmalısınız?
Özetle web tasarım, işletmenizin dijital vitrini olmaktan öte, satış sürecinizin bir parçasıdır. Görünüm, işlev, içerik, hız, erişilebilirlik ve ölçüm birbirinden ayrı kalemler değil; aynı deneyimin katmanlarıdır. Bu katmanlardan birini ihmal ettiğinizde diğerlerinin etkisi de azalır.
Bu rehberi bir başlangıç haritası olarak kullanmanızı öneririm. Hangi konuda derinleşmek istiyorsanız ilgili bağlantıya geçin; mobil tasarım, dönüşüm, UX hataları ya da SEO korumasıyla ilgili yazılar ayrıntıları veriyor. Projeniz için somut bir yol haritası çıkarmak isterseniz iletişim sayfasından bana ulaşabilirsiniz.




